9 Şubat 2019 Cumartesi

Usk Istanbul Salt Buluşması


     Birkaç haftadır bloga vakit ayıramıyorum, bunun sebebi biraz mesai saatlerinde yaşadığım yoğunluk, biraz da üşengeçlik. Geçtiğimiz hafta Usk Istanbul Salt Galeri'deydi. Bir süredir buluşmadığımız için gün sayar olmuştuk. Geçtiğimiz sene istediğim şekilde tamamlayamamıştım bu sahneyi. Bu buluşmada yine aynı yere oturdum ve yine sonuç istediğim gibi olmadı. Şehirde herşey grinin tonları olunca renklendirince ortaya garip şeyler çıkıyor. Bir dahaki buluşmada umarım istediğim resmi yapabilirim.


20 Ocak 2019 Pazar

Bir Buluşmaya Daha Hoşgeldiniz!


Bu postu adı sanı bilinmeyen yüzlerce diorama, maket vs. ustasına adanmıştır.

     Bugün buluşma yerimiz son zamanlarda insanların sosyal medya platformlarında paylaşmalara doyamadığı bir galeriydi. Galeri içerisinde geçirdiğim vakitte; neyin sanattan sayılıp, neyin sayılamayacağı üzerine uzun uzun düşündüm. Garip bir biçimde sanki birileri bizi sanat ayağına kandırıyormuş gibi hissediyorum birkaç yıldır. Birkaç asistan tut istediğini yaptır, kalanını da çocuğu markete gönder aldır, yap yapıştır, tak takıştır tadında eserleri gördükçe ne düşüneceğimi bilemiyorum. "Fikir nasıl olsa benden çıkıyor eser de benimdir, orada emek eden çoluk çocuk zaten maaşını alıyor, merak etmeyin, siz işinize bakın!" yaklaşımını da pek sevemiyorum. Bu çalışmalara sanat eseri gözüyle bakamıyorum. Bu konuda biraz eski kafalı olabilirim, bunu kabul ediyorum. Belki olayları bu noktaya getiren insanların tüketim çılgınlığı olabilir. Çıldırmışçasına tüketiyoruz her şeyi. Eskiden internetin saatlik ücretinin bir günlük okul harçlığıma denk geldiği zamanlarda DeviantArt üzerinden indirdiğim resimlere saatlerce bakardım bazen. Şimdi Instagram'da bir resime çok istisnai olmadığı sürece beş saniye bile ayırmıyorum. Belki bu yüzden sanat camiası da talebi karşılayabilmek adına seri üretime geçme kararı aldı ve artık bu sebepten fikir yavaş yavaş eriyip eserden aşağıya akarken geriye abartılı, süper ötesi görsellik kaldı. Hal böyle olunca hikayelerden geriye de pek bir şey kalmadı. Asıl kötü olan ise bu yaklaşımın her alanda kendini göstermesi.




13 Ocak 2019 Pazar

Usk Istanbul Koç Müzesi Buluşması


     Sokrates'e: "Otuz zalimler seni ölüme mahkum etti!" denildiği vakit:"Tabiat da onları!" demiş. Madem ki zamanımız her geçen gün biraz daha tükeniyor, o zaman bizler de daha şimdiden maziden yerini almış ve alacak dakikalarımızı defterlerimizde ölümsüzleştirmeye devam edelim dedik. Kağıt her ne kadar dünya üzerindeki onca materyal arasında, kuşların tüyünden sonra en zayıf malzeme gibi görünse de; biliyoruz ki Mısır Piramitleri'ni inşa eden, çoktan kuma karışmış işçilerin hikayesini de bize taşıyan kağıdın kendisiydi. Toprak altında da olsa; gelecekte birileri sayfalarıma rastladığı takdirde düşüncelerini merak ederdim. Hal böyleyken zamanı dondurmanın en kısa yolunu bulmuşken yine zamanın donduğu bir yerde, müzede çizim yapmamak olmazdı. Özellikle de bahsi geçen müze Rahmi M. Koç Müzesi olunca. Koç müzesine bayağıdır gitmemiştim, bayağı özlemişim. İstanbul'da birkaç ayda bir gidilmesi gereken yerlerden biri bu müze kuşkusuz. 






2 Ocak 2019 Çarşamba

Usk Istanbul - Raillife Dergisi Röportajı (Ocak 2019)

     Hayatta bazı şeyleri iyiye işaret sayabilir miyiz bilmiyorum, ancak ben bu haberi 2019'a dair bir işaret saydım. İstanbul sokaklarında fırtına gibi esen Usk İstanbul'un hikayesi bu ay Raillife dergisinde. Aşağıdaki yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz.





31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'e Veda Ederken...


     Bu senenin son resmini dün çizmiş bulundum. Son zamanlarda yaşamış olduğum yoğunluk bağlantı problemleriyle de harmanlanınca sorumsuz bir çizer konumuna düşmüş olabilirim, ancak sayın okur bağlantı problemlerim çözülür çözülmez yeniden sahalara döneceğim konusunda söz verebilirim. Öncelikle güzel bir yıl geçirmiş olmanızı diliyorum. 2019'da her zamankinden çok okuyup, çizip, üreteceğimiz bir sene olur umarım. Ertelediğimiz, bir türlü yapamadığımız şeyleri belki bu sene yapabiliriz. Hayat her zaman sürprizlere gebe. Bakalım 2019'da kendimizi hangi maceralar içerisinde bulacağız. Hepimize mutlu yıllar!

18 Aralık 2018 Salı

Usk Istanbul Taksim Tünel Buluşması


     Bir süredir internet bağlantımla alakalı sorunlar yaşıyordum, bir öfke ile yapmamam gereken birşey yaptım ve internet aboneliğimi başıma gelecek olanlardan habersiz sonlandırdım. Nereden bilebilirdim, kötüye şükretmeyen iyiyi hiç bulamazmış. Galiba internet sağlayıcıma ettiğim ayıbı diğer sağlayıcılar da duymuş olacaklar ki uzun süre bağlantımızı yapmadılar, sonradan "ay biz sizi unutmuşuz ya" minvalinde bir açıklama yapmalarıyla yine sinirlerim bozuldu, yapmamam gereken bir şeyi yaptım ve yeni aboneliğimiz daha doğmadan öldü. Şimdi başka bir firmaya başvurumuzu yaptık, bugün itibari ile belgelerimizi gönderdik. Umarım internet tanrısı artık bizleri mblerinden, gblerinden mahrum bırakmaz. Bu uzun girişi yapma sebebim neden buralara bir süredir uğrayamadığımı sizlere anlatabilmekti. Sonradan "vay efendim bu blog okuyucusuna karşı hiç sorumlu değil, paylaşımlar çok düzensiz" diye dert yanmayın.
      Geçtiğimiz pazar günü bu senenin son buluşmasını gerçekleştirdik. Soğuk havada uyumaktan başka hiçbirşey yapmak istemediğim içi bu ara buluşmalarda iki resmin üzerine nadiren çıkabiliyorum. Bu sefer Tünel'deydik. Resimlerde bizim damgamızın yanında bir de St. Petersburg damgasını sizler de görmüşsünüzdür. Bu hafta St. Petersburg'dan bir misafirimiz vardı. Kendisiyle konuşurlen bir kere daha anladım ki bu ülkede güzel birşeyler yapmaya çalışmak çok zor. Ne yazık ki başarı bu ülkede en büyük nefret sebebi. 




3 Aralık 2018 Pazartesi

Usk Istanbul Teşvikiye Buluşması

     Sürekli kamu spotu gibi yazılar yazmamdan bıkmış olan eşim dışında yegane okurumun uyarısıyla bu yazıma herhangi bir yerel yönetim birimine sitem, kamu spotu tadında bir sosyal mesaj veya genç arkadaşlarımıza bir nasihat olmadan devam etmek istiyorum. Takdir edersiniz ki bu benim için gerçekten zor bir şey olacak. Daha önce eleştiri oklarımı yöneltmediğim bir yazı hiç yazmamıştım. Fildişi kulemden -sanırım mekanın verdiği bir ruh halinden- ancak bu meyanda yazılar yazabiliyorum.


     Her ne kadar eleştiri ile yazıma başlayamasam da yazıma "bu hafta ...." diye başlayabilirim zannediyorum. Böylelikle en azından bir ritüeli bari yerine getirmiş olurum. Evet sayın okur, bu hafta Teşvikiye'deydik. Teşvikiye Camii bahçesinde buluşmayı planlarken birden karşımıza o şehrin her yanında görmeye alışkın olduğumuz, bizi yönetenlerin nasıl da bizleri düşündüğünün, hizmet aşkıyla yanıp tutuştuklarının, gönlümüzü fethetmek için hiçbir uğraştan kaçınmadıklarının göstergesi olan şantiye panellerini gördük. Camii bahçesi kapatılmamış, bir süreliğine daha iyi hizmet verebilmek adına hizmet dışı kalmıştı. Hal böyle olunca halihazırda hizmet verme ihtimali olan başka bir mekanın yolunu tuttuk.


     Karşımıza daha önce İtalyan sefareti olarak kullanılmış Maçka Teknik Lisesi çıktı. Tesadüfen veli toplantısının olduğu bir güne de denk gelince kimse ne yapıyorsunuz burada da demedi. Bir de sağ olsun Osman Amca'mız çay ikram edince o soğukta içimiz ısındı. 
     Bu buluşmayı özel kılan şey formatıydı. İki saatte dört resim yaparak eskiz turumuzu tamamlamamız gerekiyordu. Bayağıdır bu kadar hızlı çalışmamıştım. Sanırım bir saat kırk dakika içerisinde dört resim de tamamlandı.  




25 Kasım 2018 Pazar

Önyargılarımız ve Büyücüler


     Doksanlara kadar olan korku, canavar filmleri her zaman en sevdiğim filmler olarak kalacaklar. Bunda en büyük etken bilgisayar destekli animasyon teknolojilerinin henüz bu tür filmlerde kullanılmaya başlanmamış olmasıdır. Her ne kadar günümüz sahneleri gerçekçilik açısından o zamanlardan çok çok daha ileri olsalar da gerek hikaye açısından, gerekse ruhsuzlukları dolayısıyla bahsettiğimiz filmlerin gerisinde kalmaktadırlar. Şimdilerde tekrar tekrar eski filmleri seyrederken arada o filmlerin etkisiyle ortaya eğlenceli şeyler çıkabiliyor. Bu çalışma da onlardan birisi oldu sanırım.

18 Kasım 2018 Pazar

Type-IIB Denizaltısı Diorama Denemesi


     Büyük savaş devam ederken hiç beklenmedik bir şey olur ve devasa bir meteor çarpar ve ardından yırtılan okyanus kabuğu ve atmosfere yayılan yoğun gazlar sonucu dünya insanlık için korkunç denilebilecek bir buzul çağına girer. Yerin üzerinde hayat artık belli bölgelere sıkışmış haldedir, Kıyameti andıran yer yüzünde yaşamanın baskısına dayanamayan bir grup asker yedek malzeme bulmak üzere girdikleri tersanede kuru havuzda yapımı devam eden bir Alman Tip-2B denizaltısı bulurlar, büyük oranda tamamlanmış olan bu denizaltı onlar için bulunmaz Hint kumaşı niteliğindedir. Yer üstünden iklim dolayısıyla ulaşamadıkları yerlere suyun altından rahatlıkla ulaşabilmektedirler. Askerler bu denizaltıyı ihtiyaçlarına göre hızlı bir biçimde modifiye eder ve ona bir isim verir. Gemimizin adı bundan böyle Livyatan olmuştur ve artık okyanusun azgın sularıyla mücadele etmeye hazırdır.

USk Istanbul Sirkeci Garı Buluşması


      Bugün USk Istanbul'un en özel buluşmalarından birini yaptık. Aramıza yeni katılan çok değerli bir çizer vardı. Yıllarca Türkiye'nin önemli mizah ve çizgiroman dergilerinde çizerlik yapmış, Kaptan Onedin, Üzeyir, Sevgili Günlük, Duka Film gibi saymakla bitmez bir sürü çizgidiziye imza atmış Cengiz Üstün bizlerleydi. Elbette böyle bir ustayı yakalamışken çizim yapmak kolay olmuyor. Böyle insanların her hareketinden bir şeyler öğrenebiliyor insan. Biz de öyle yaptık, bol bol dinledik o sevdiğimiz kahramanların hikayelerini. Tabii ki bir tane de olsa resmimizi de yaptık.