14 Ekim 2022 Cuma

Rodos Çizimleri-X/Mehmet Ağa Camii(19.09.2022)

 

     Bilmiyorum bu konuda siz ne düşünürsünüz fakat bence Osmanlı tarafından yapılan camiiler arasında Edirne ve Edirne sınırı sonrası camiileri sınırın gerisindekilere göre çok daha güzeller. Bu taraflarda sürekli daha büyüğünü yapacağız derdine düşüp koca koca yapılarla uğraşmışlar, onların da kendi içlerinde taşıdığı değerleri anlamakla birlikte Balkanlarda topografyaya daha iyi uyum sağlayan, küçücük sanki manzaranın bir parçasıymış izlenimi veren camiilerin çok daha güzel olduğunu düşünüyorum. Her küçük yerleşim yerinin temasına uygun çeşitli formlarda dini yapılar bende çok daha fazla heyecan uyandırıyor. Mehmet Ağa Camii'de biraz böyle hissettirdi bana. Camii üzerinde bulunduğu caddeye paralel değil, tahmini 45 dereceli bir açıyla yerleştirilmiş, hal böyle olunca geriden baktığınızda sokakta yürüyen insanların, soldaki ağaçlar ve caddenin etrafındaki binalarla çerçevelenmiş gibi duruyor. Bu etkiyi deftere de taşımak istedim, bu isteğimde ne derece başarılı oldum bilmiyorum ancak sevdiğim bir çalışma oldu.

13 Ekim 2022 Perşembe

Rodos Çizimleri IX-St. Francis of Assisi Catholic Church(20.09.2022)

 

     Nedense Rodos çizimlerime bakınca sürekli kilise çizmiş gibi hissediyorum. Sebebini henüz ben de anlamış değilim ancak bu binanın kapalı olması son derece üzücü oldu. Sonradan kilisenin fotoğraflarına bakarken resimle alakalı yapmış olduğum bir hatayı da fark ettim. Aslında sağdaki açık yeşil ağacın arkasında da normal şartlar altında bir adet pencere varmış, ne yazık ki ben ağaçtan görememişim, perspektifi de oturtamayınca haliyle orası boş kalmış, gördüğünüz gibi sokakta çizim yapmaya çalışmak insanı böyle garip sorunlarla da uğraştırıyor.

12 Ekim 2022 Çarşamba

Rodos Çizimleri VIII-ΔΙΚΑΣΓΗΡΙΟ ΠΕΙΡΑΤΘΝ(17.09.2022)

 

     Gezide en sevdiğim resimlerden birisi de bu oldu, her ne kadar bir elin parmak sayısının iki katı kadar resim çizmiş olsam da. Burası mevcut durumda alt katındaThe Cellar of Knights isimli şarap evini barındırıyor, üst katı ne olarak kullanılıyor bilmiyorum. Nedense bina tarihini dükkana sormak aklıma gelmedi hiç, biraz da kalabalıktı ama resmi çizdikten sonra gitsem belki mekan sahibinin hoşuna bile gidebilirdi. Çizim yaparken amcanı biri kendi diliyle karışık bir şeyler anlatmaya çalıştı ama başaramadı, sonradan deftere yazmasını istedim, sol üstteki satırları yazı, sonrasında araştırınca binanın bir zamanlar Aziz John Şövalyeleri'ne ait bir ticaret mahkemesi olduğu bilgisine ulaştım. Nedense Rodos'ta sokakta çizim yapana pek rastlamadım, yerel bir USk grubu da yok araştırdığım kadarıyla, oysa çizerler için deli gibi malzeme var. 

11 Ekim 2022 Salı

Rodos Çizimleri-VII/The Church of Evangelismos(19.09.2022)

     Rodos'un nispeten yeni yapılarından birisi Evangelismos Kilisesi, kilise önünde tatlı küçük bir meydan ve meydan ortasında da ilginç bir fışkiye vardı. Yapının her bölümü ayrı güzeldi, yine burada farklı birçok çizim planı yapmış olsam da ne yazık ki tek çizimle kalakaldım. Tez vakitte ne kadar detay çizsem o kadar iyi diye düşündüm ve havuz, kule ve binayı aynı karede yakalamak için olabildiğince tatsız bir yerde bu çizimi yapmak durumunda kaldım. İnsanlar bu çocuk ne yapıyor acaba diye düşünürlerken resmi tamamladım. İki büklüm bu hallere USk İstanbul'un her çizeri alışkın olsa da bilmeyenler için biraz şaşırtıcı olabiliyor.

10 Ekim 2022 Pazartesi

Rodos Çizimleri-VI/Church of the Virgin of the Burgh-2(17.09.2022)

     Bir önceki çizdiğim sahnenin hemen karşısında bu duvar vardı, meydana açılan asimetrik pencerelere dayanmadım. Asimetrik pencereleri keşke daha fazla kullansak. Bu pencerelerin arkasındaki odalar büyük ihtimalle bir zamanlar kilise yapısına dahil olan bölümlerdi, sonrasında herhalde kilise yıkılınca vatandaş bu bölümleri bari kullanalım demiş olabilir. İlk resmi bitirdikten sonra halen daha biraz vaktimin kaldığını fark edince hemen bu pencerelerden tarafa doğru döndüm, önceki resim biraz yorunca bunu tek sayfaya kısmi olarak çizdim. Böyle açık renkli taş yapılarla çizim esnasında başa çıkmak hayli zor, taşlar bu kadar açık renkli olunca tarama esnasında ne yaparsam yapayım sonuç tatsız oluyor. Yine de bu sahneyi kayıt altına almak güzeldi, umarım bir sonraki seferde biraz daha vaktim olur.

9 Ekim 2022 Pazar

Rodos Çizimleri-V/Church of the Virgin of the Burgh(17.09.2022)


     Çizim yapamadığım takdirde en çok üzüleceğimi hissettiğim mekanlardan birisi de bu Latin Kilisesi binasıydı. Gotik yapılar yıkılıp dökülürken bile güzel muhteşem duruyor. Lars von Trier'in bir filminde çürümeyle alakalı bir bölümün prologunda Nazi'lerin yaptığı eserlerin zamanla yok olurken kontrollü biçimde deforme olmalarını sağlamak için bazı bölümleri bilinçli olarak zayıf yaptıklarını ve böylelikle binanın yıkılırken bile güzel görünmesini sağlamaya çalıştıklarına ilişkin bir bölüm vardı. Bu bina aklıma o sahneyi getirdi. Biraz önce araştırırken de yine binanın II. Dünya Savaşı esnasında bu hale geldiğini okunuş bulundum. WWII'nin dünya kültür mirasında açtığı yaralar sonsuza dek kapanmayacak, insanoğlunun kültürel tarihinde böylesine büyük bir gedik açan başka olay var mıdır acaba?


6 Ekim 2022 Perşembe

Rodos Çizimleri - IV/Villa Kleobolus(Lawrence G. Durrel House)

 

     İnsanlar neden kendilerine böyle efsane evler yapmayı bıraktılar anlamak çok güç. Adada en sevdiğim yapılardan biri bu sade ev oldu, bu kadar küçük bir yapıda bu kadar sade bir geometriyle böylesine şık bir ev tasarlayabilmek mucize gibi.  Bina hakkında etrafta bir şeyler bulabilir miyim diye bakarken üzerindeki kitabede Lawrence G. Durrel'in 1945-47 yılları arasında bu evde yaşadığına dair bir bilgiye rastladım, abiyi kıskanmamak elde değil. Belki önümüzdeki günlerde okuma listeme Durrel'den de birkaç kitap ekleyebilirim. Eğlenceli bir çizim süreci olacağını düşünerek kayda da başladım ancak çizim videosu yapmak düşündüğümden çok daha zor bir süreçmiş. Adım adım her videoda yeni yeni şeyler öğreniyorum, bu sefer planları biraz daha kısa tutmaya gayret ettim, gereksiz detaylardan arındırdım. Rastgele yolda yürürken ne çizeceğini bilmiyor olmak kayıt sürecini planlamayı da güçleştiriyor ancak zamanla bunun için de bir yöntem geliştireceğime inanıyorum.



5 Ekim 2022 Çarşamba

Rodos Çizimleri - III/Commercial Harbor(17.09.2022)

     Bahar aylarında renkleri tutturmak her daim benim için çile olmuştur, hele bir de böyle yukarıda güneşin deli gibi kavurduğu, ışıktan her yerin deli gibi parladığı bir yerde. Limanın yanındaki bu tekne tamirhanesini çizmeye başladığımda bayağı umutluydum ancak boyama aşamasına geçince maviler umutlarımın hızlıca yıkılmasına neden oldu. Çizerken biraz kayıt da almıştım belki sakin bir zaman diliminde fırsat bulursam kayıtları düzenler kanala koyarım.

     Rodos'un en güzel yanı adada bulunan bütün sahillerin ücretsiz plaj olmasıydı, her an istediğiniz noktada denize girebiliyorsunuz. Ne yazık ki herkes bizim kadar akıllı değil, oysa koy oraya üç beş tane at hırsızı, çevir etrafını dikenliyle çatır çatır çalışsın. Yok halk plajıymış bilmem neymiş, onca sahil şeridi böyle böyle heba oluyor.


4 Ekim 2022 Salı

Rodos Çizimleri-II/Yeşil Marmaris Ferries


     Deniz taşıtları yolculuk esnasında çizim yapmak için birebir, hem rahat ve diğer taşıtlara nispeten genişler, hem de hız bakımından diğer taşıt türlerinden geride kaldıkları için insana biraz daha zaman tanıyabiliyorlar. Gemiden inerken resmin tüm işi hemen hemen bitmişti, hem de sere serpe çalışmama rağmen.


3 Ekim 2022 Pazartesi

Rodos Çizimleri - I/Marmaris, Simes Sahili (15.09.2022)

     Nedense işe başladığım ilk günden beri yıllık izin aldıktan sonra bedelini her zaman çok ağır ödüyorum, bu sefer de yine farklı bir durum yaşanmadı. Yapmış olduğumuz Rodos gezisi sonrası öyle bir iş yüküyle onurlandırıldım ki son iki haftayı hatırlamıyorum bile. İşler henüz bitmiş olmasa da çizimleri en azından tarayacak fırsatı buldum ve artık yavaş yavaş paylaşabileceğim gibi duruyor.

     Bu seneyi genel olarak sevemedim, pandemide sakin sakin kendi halimde takılırken bu birden ekstra sosyalleşme dönemi çok bunaltıcı oldu benim için. Sene boyu yoğun iş temposu, bir düzine belirsizlik bayağı can sıkıcıydı. Üstüne bir de sosyal sorumluluklar falan derken zaten iş iyice çığırından çıktı. Bu sebeple ruh hali olarak parmağımı bile kıpırdatacak enerjiyi bulamadığım bir zamanda bu turu gerçekleştirmiş olmak benim için biraz kötü oldu. Delicesine çizebileceğim bir ortamdan sanırım toplamda beş günde on resimle döndüm, çizemediğim her sahne içimde kaldı. 

     Yine uzunca bir girişten sonra ilk resmimizden bahsedebiliriz, ilk resim Marmaris'te gemiyi beklerken çizmiş olduğum resim. Her ne kadar iskeleye yakın olsak da gümrükte işlerin ne kadar süreceğini kestiremediğim için aceleyle deftere bir şeyler karaladım. Çam ormanlarının kokusunu gerçekten özlemişim, çizerken sırf bu yüzden bile biraz daha vaktim olsun isterdim.