8 Kasım 2016 Salı

Balıkçı Bakkal Sokak'tan Bir Sahne (A Scene From Balikci Bakkal Street)


     Kademeli çatılar ve merdivenleri defterimde ağırlamayı seviyorum, ailemin oturduğu çevrede bulunan bu sokak çizilmeyi hak ediyordu, bende buna direnmedim.

     I love to host graded rooftops and stairs in my sketchbook. When sitting my family home's neighbourhood, i think, that street deserves to draw and i didn't resist to it.

7 Kasım 2016 Pazartesi

Eski Uzel Traktör Fabrikası (Uzel Tractor Factory Building)


     Garip çatıları, her taraftan fışkıran boruları ve su depoları ile fabrikalarda her zaman çizilecek bir şeyler oluyor. Bu yüzden bugün çizim yapmak için Demirkapı'da bulunan eski Uzel Traktör fabrikasını seçtim. 

     With exciting roofs, lots of spreading pipes and water tanks, factory buildings always serve me as a good drawing locations. Today, i choose a factory building in my route for sketching.    

6 Kasım 2016 Pazar

Arkeoloji Müzesinde Çizim (Drawing In Archeology Museum)


     Daha önce çizim yapmak üzere gittiğim İstanbul Arkeoloji Müzesi'nden kovulma maceramdan bahsetmiştim. Geçenlerde yeniden yolum  bu muhteşem müzeye düştü. Şanslıydım ki kız kardeşim gibi bir sürü genç ödevlerini yapmak üzere buraya gelmiş sağda solda ödevlerini yapmaya çalışıyordu. Bende katıldım aralarına ve ayakta birkaç çizim yaptım. Yaşımdan küçük gösteriyor olmamın bazen böyle güzel avantajları olabiliyor.


     Some museums in most countries does not allow visiters to draw, one of them is İstanbul Archeology Museum. Last year, at one day, guards wanted from us to get out of museum and we couldn'y finish our works. This time, in same museum i meet some high school guys and they are trying to complete their term works. I sneaked inside them and because of my too much younger face, no one suspect. Then i made a few drawing. 

5 Kasım 2016 Cumartesi

Edhem Eldem - Osman Hamdi Bey İzlenimleri Kitabı Hakkında

     Bir defter benim için birinin iç dünyasına yolculuk etmek demektir. Bu sebepten ötürü; bilim ve sanat adamlarının defterlerine, özellikle de çizim defterlerine bu blogda her zaman
yer veriyorum. Bu yazıda da yine böyle bir defterden bahsedeceğim, fakat bu sefer defterden daha fazlası var. Bu yazı Osman Hamdi Efendi’ye ait iki defter ve bu defterler üzerine Edhem Eldem tarafından yazılmış olan bir kitap hakkında. Bu kitap Portakal Sanat ve Kültür Evi’nin 100. Yılı şerefine düzenlenen “Portakalın Yüzyılı” adlı seriye ait olan “Osman Hamdi Bey İzlenimleri”.

     Öncelikle kitabı böylesine güzel ve sade bir formatta bizlere sunanlara teşekkür ederek lafa girmek gerekiyor. Ne yazık ki; bu memleketteki her önemli adam gibi, Osman Hamdi hakkında da eli ayağı düzgün yazılmış kitap çok fazla değil. Yazılmış olan az sayıda kitap ise abartılı ve çoğunun içerdiği verilerin doğruluğu tartışılır. Bu yüzden bu kitap çok önemli bizim için. Kitabın içerisinde bulunan defterler, Osman Hamdi'nin çantasında uzun süre seyahat etmişler. 1869-1885 arası 16 yıllık süreçte Osman Hamdi’nin çantasında Bağdat’tan, Viyana’ya kadar uzun bir yol yol kat etmişler. Bu süreçte yalnızca bu iki defterle mi yetindi; yoksa ek defterler de var mıydı bu konuda herhangi bir bilgi bulunmuyor.

Neredeyse 150 yaşına gelmiş bu defterleri incelediğimde gözüme ilk çarpan husus, herhangi bir tasnif işleminin yapılmamış olmasıydı. Osman Hamdi bir sayfaya not alırken ertesi sayfaya bir portre çizmekte bir beis görmemiş. Çizimlerle notlar aynı defterde kimi zaman da aynı sayfalarda yer almış. Günlüğünü de çizimlerini de aynı deftere tutmuş. Notlarını ayrı, çizimlerini ayrı bir defterde toplama ihtiyacı hissetmemiş. Bu
durum bu on altı yıllık süreçte başka defterler olması ihtimalini azaltıyor. Demek ki; Osman Hamdi zaman zaman defterlerine yoğun bir biçimde sayfalar eklerken, aylarca dokunmadan da durabiliyordu, aksi takdirde bu kadar uzun bir zaman dilimine sadece iki defter sığmasının başka bir açıklaması bulunmuyor.

     Ben bu sayfada aslen konuya bir yerinde çizer gözüyle bakmak istiyorum. Osman Hamdi resim sanatı açısından Avrupa’ya nazaran çok farklı bir kültür birikimine sahip bir toplumun çocuğuydu. Bunun etkilerini defterlerde de gördüm. Yenidünyada ve Avrupa’da, o tarihlerin çok öncesinde bile; Turner, Sargent, Humboldt gibi ressamlar,  seyyahlar,  bilim adamları gördüklerini hızlı bir biçimde kâğıda dökme konusunda artık ustalaşmıştı. At sırtında bile seyyahlar, araştırmacılar durmadan, gördükleri sahneyi hızla deftere dökebiliyorlardı. Bu esnada da suluboya birçoğu için büyük kolaylık sağlıyordu. Ne yazık ki bizim kültürümüz bunlara hala yabancı. Osman Hamdi’yi ben en çok bu sebepten ötürü seviyorum, öncesi olmayan bir adamdı. Kitap elime geçtiğinde, seyahatleri esnasında yapılmış olan bir suluboya çalışması ile karşılaşırım ümidiyle tüm kitabı taradım fakat nafile; birkaç mürekkeplenmiş çizimi de saymazsak, tüm çizimler karakalem ile yapılmıştı.

     Kitapta, seyahatleri boyunca durmadan çizen Osman Hamdi’nin tanıştığı yöre insanlarının portrelerini, kıyafetlerini görürken, kimi zaman bu kişilere dair ayrıntılı bilgiler de okuyacaksınız. Senelerce evvel kaybolup giden bu insanların izlerini bulmak gerçekten muhteşem. Defterlerdeki diğer bir yerinde çizerlik unsuru da mimari çizimler. Ne yazık ki Osman Hamdi birçok sahneyi hiç tamamlamamış. Ne Avrupa seyahatleri esnasında yapılmış çizimler; ne de Bursa, İznik’te yapılmış olan çizimlerin hiçbiri tamamlanmamış. Bu sahneleri çizerken hangi kısıtlamalar nedeniyle çizimleri tamamlamadığını bilemiyoruz. Belki de sadece formları kaydetmekti istediği.



     Sonuç olarak kitap, pek değerli bir çalışma olmuş. Başucu kitaplığımda yerini şimdiden aldı. İlginin zaten az olduğu bir konuda, bu kadar spesifik bir kitabın basılıyor olması bile, bu zamanda beni çok şaşırttı. Büyük ihtimalle çok fazla basılmamış olan bu kitabı tükenmeden mutlaka edinmeniz tavsiyesinde bulunuyorum sizlere, çünkü çizim yapmayı seven her insan için değerli bir kitap olmuş.

Osman Hamdi Efendi, Nemrut Kazıları Esnasında

4 Kasım 2016 Cuma

Güneş Gözlüksüz Kalınca (Without Sun Glasses)


     Bugünlerde dışarı çıkarken sürekli güneş gözlüğümü unutuyorum, böyle olunca da görmeden resim yapmak durumunda kalıyorum. Kış güneşi ısıtmasa da insanın gözünü almaya yetiyor. Üsküdar sahilinde dün çizim yaparken de aynı şeyleri yaşadım, bu sebepten akşam gelir gelmez hemen çantama gözlüğümü ekledim.

     Nowadays, i always forgot my sunglasses at home, and i had to draw my sketches blindly. Even it's not enough for heating, winter sun is adequate for making your eyes blind. Today, when i drawing at Uskudar seaside, lived same problems, so that at night, i immediatelly put my sun glasses to my bag.

3 Kasım 2016 Perşembe

Karanlık Bir Sahneyi Çalışmak (Working On A Night Scene)


     Soğuk ve karanlık bir gecede Eyüp Sultan'da beklerken karşıdaki dükkanları çizmek istedim. Aslında amacım biraz da karanlık bir sahneyi çalışmaktı, İlk deneme için tüm ışık kaynaklarını aynı renkte aydınlatıyor olarak varsaydım.

     In a cold and dark night, when i waiting in Eyup Sultan, want to draw shops in front of me. Actually, i want to work on a night scene. For first trial, i assumed that all illumination sources are radiating same color of light rays.

27 Ekim 2016 Perşembe

Kısa Bir Aranın Ardından (After A While)


     Kısa bir aradan sonra yeniden beraberiz, bu aranın sebebi neydi diye soracak olursan eğer sevgili okur, maalesef bilgisayarımın başına gelen talihsiz şeylerden ötürü uzun bir bakım süreci oldu, bu yüzden de bu süre içerisinde çizdiklerimi paylaşamadım. Halledilen tamir probleminin ardından sizlerle ilk paylaşacağı resim, Eyüp'te kardeşimi beklerken defterime aktardığım bu sahne olacak. Sonbaharla birlikte kırmızı yapraklar defterlerimize de düşmeye başladı.

     After a while, we're together again. Because of some technical problems in my only computer, i couldn't share my works with you. After repairing, my first drawing that i'll share with you is from Eyup, which i drew when waiting for my lazy sister.


19 Ekim 2016 Çarşamba

Soğuklar Başlayınca (When The Cold Days Come)


     Daha önce bahsetmiştim, Kış mevsimi demek mümkün olduğunca dışarı hiç çıkmamak benim için. Bu sebepten çizim yapmak için dış mekanlardan ziyade iç mekanları tercih ediyorum. İşte burada da hergün baskı aldığım özaliti görüyorsunuz, oransal olarak mekan çok gerçeğine uymasa da defterimde hoş bir anı olarak bulunacak.

     I mentioned before, meaning of winter is, if it's possible, not going outside for me. So that i prefer indoors instead of outdoors. Here there is a special place for me, this place is my blueprint shop. Even this picture does not reflects proportions, it will stay as a good memory in my book. 

17 Ekim 2016 Pazartesi

Darülaceze Girişi (Entrance of Nursing Home)


     Bugün Darülaceze'nin önünden geçerken çizim yapmaya niyetlendim, niyet etmez olaydım, donmayan parmağım kalmadı elimde. Acılar içinde de olsa siz sevgili takipçilerime İstanbul'un başka bir köşesini aktarmak uğruna vazgeçmedim.

     Today, when i walking down this building, i decided to sketch, but the weather was to cold for me, when drawing none of my finger was unfrozen, then i remembered my blog, even these cold weather circumstances, for gathering scenes of İstanbul to you, did not give up and finished the sketch with my frozen hands.

13 Ekim 2016 Perşembe

Kamando Merdivenleri (Kamando Stairs)


Bu fotoğraf Henri Cartier Bresson'un, 1964 senesinde İstanbul'a geldiğinde çektiği resimlerden birisi. Bu sahneyi yakalamak için ne kadar zaman orda beklediğini düşünmeden edemedim çizim yaparken. Henri Cartier Bresson'un bu fotoğrafı çektiği yerin tam üzerinde maalesef bir araç park halinde olduğu için bende çizimimi biraz daha ileride yapmak durumunda kaldım. Yine her zamanki gibi yük kamyonları, şantiye kalıntıları arasında resmi tamamlamak için çabaladım. Buna rağmen böyle bir ustanın durduğu yerde durup çizim yapmak güzeldi.



     That photo taken by Henri Cartier Bresson in 1964, it's one of his İstanbul photos. I don't know how much he wait for capturing this scene. Because of a giant truck parked on the place that photographer take this photo, i had to draw my picture a few meters ahead. Even traffic and many other crowd conditions, i tried to capture the scene. Even the hard situations, i was very good for me to look and draw same scene with Henri Cartier Bresson.