Son birkaç senedir içimde en baskın olan his kendimden uzaklaşmış olma hissi oldu. Başlarda sadece bir iki mahalle uzaklaşmışım gibi hissederken, zamanla aradaki mesafe arttı. Şu an sanki bir daha geri dönemeyecek kadar uzaklaşmış gibi hissediyorum. Geçtiğimiz bir iki senede kendimi koymuş olabileceğim yerlerden de bir şeyler çıkmadı, bıraktığım yerler de beni hayal kırıklığına uğrattı. Biraz referans noktalarımı da kaybettim sanki, belki onun da etkisi büyük böyle hissetmem konusunda. Bu hafta belki kendi izlerimi bulurum diye İTÜ Ayazağa kampüsüne gittik çizim için, okurken okuldaki en sevdiğim şeylerden biri bu fosil replikalarıydı. Bir dönem nedense KSB binasının içinde duruyorlardı, camdan bakardım geçerken sonra oradan kayboldular, derken kendilerini Maden Fakültesi girişinde buldum. Bilmiyorum, belki KSB'deki başka bir arkadaştı. Allosaurus adını muhtemelen ilk öğrendiğim dinozorlardan biriydi. Muhtemelen onun için de biraz yoğun duygular besliyorum bu arkadaşa. Ne zamandır da çizmek istiyordum. Ayazağa Kampüsü'ndeki çizmek istediklerim listesinin en başında yer alıyordu. Böylelikle listeden bir madde daha eksilmiş oldu, ben de kendi geçmişimden referans noktası olarak kullanabileceğim bir şeyler tazelemişimdir belki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder