Bayağıdır çizim yaparken adamakıllı taciz edilmiyordum, bu çizimeymiş kısmet. Geçtiğimiz hafta biliyorsunuz Büyükada'da bir etkinliğimiz vardı. Ben de son zamanlarda uzayan ekran saatlerimi düşürmek adına biraz ekran orucuna karar vermiş, giderken veya dönerken acil mesajlar ve aramalar haricinde telefonu çantamdan hiç çıkartmamaya yemin etmiştim. Ek olarak da etrafla etkileşimi kesecek her türlü kitap vs. gibi unsurları da yanıma almamıştım. Giderken telefonu hiç çıkartmadım ama dönüşte biraz sıkılmaya başlayınca çizim yapmaya karar verdim. Vapur dolu olunca merdiven boşluğunda kendime yer bulmuştum, ilginç bir perspektif denemesi olabilirdi. Çizime başladıktan beş dk sonra baş hizamda tam benim bulunduğum kısmın üzerindeki korkuluklarda bir çift belirdi. Nefeslerini kafamda hissedebiliyordum. Vapur gidene kadar durmadılar, duymuyormuş gibi davrandım bu sefer turist sandılar. Biz nerdeyiz bizi de çiz falan dediler. Tepki vermedikçe giderek ses düzeyleri arttı. Bir saat usanmadan tepemde dikildiler. Hala saçlarımda aynı gerginliği hissedebiliyorum. Belki de ekran bağımlılığı iyi bir şeydir toplu taşıma unsurlarını kullanırken.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder