20 Ekim 2021 Çarşamba

Su Deposu/Yalova

     Bu ara kendimi çizim yapmak için zorluyorum, üzerime kış erken çöktü. Erkenden saldım kendimi, arazide ekip arkadaşlarımı beklerken zamanı değerlendirmek adına şu sahneyi çizsem mi diye düşündüm. Sonra o deftere mi çizsem, bu deftere mi diye iki saat bir onu denedim bir bunu, sonra bari kağıt harcama rastgele bir deftere yap geç dedim. Yaparken de etrafa baktıkça içim daraldı, her yerde dal parçaları vs. yığılmış, hepsi iç içe. Kendimi bir an Lars von Trier'in Antichrist filminde ormandan korkan abla gibi hissettim. Sonra bir şeyler karaladım, karaladığımı da sevemedim, zaten zerre motivasyonum yoktu. Resme biraz heyecan katmaya çalışsam da nafile, insanın içinden gelmeyince olmuyor. Sonuçta ortaya böyle bir şey çıktı. İstanbul'da başlayıp Karasu'da devam eden, sonrasında Yalova sahillerinde ilerleyip yine İstanbul'da son bulan garip bir günden geriye bir şeyler kalsın istedim.





 

14 Ekim 2021 Perşembe

Kurbağalı Dere

     Çocukken günlük notlar almayı çok severdim, her akşam kırtasiyeden özene bezene aldığım defterlerimden birini açar o güne dair aklıma  gelenleri karalardım. Bunu özel hissettiğim veya değerli fikirlerim olduğunu hissettiğim için falan değil, sadece olayları kayıt altına alma tutkusuyla yapardım.

13 Ekim 2021 Çarşamba

Baz İstasyonu (Kurbağalı Dere)

 

 
     Öylece duruyordu bu direk tam oturduğumuz yerin karşısında, çizer arkadaşlardan Aysun'un önerisine uyup çizmeye karar verdim. Sonrasında antenlere daha dikkatli bakar oldum, karmakarışık kablolardan oluşan bu aygıt birden bire büyüleyici gelmeye başladı. Çok saçma sapan şeylerden çizim için çok güzel malzeme çıkabiliyor.