31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'e Veda Ederken...


     Bu senenin son resmini dün çizmiş bulundum. Son zamanlarda yaşamış olduğum yoğunluk bağlantı problemleriyle de harmanlanınca sorumsuz bir çizer konumuna düşmüş olabilirim, ancak sayın okur bağlantı problemlerim çözülür çözülmez yeniden sahalara döneceğim konusunda söz verebilirim. Öncelikle güzel bir yıl geçirmiş olmanızı diliyorum. 2019'da her zamankinden çok okuyup, çizip, üreteceğimiz bir sene olur umarım. Ertelediğimiz, bir türlü yapamadığımız şeyleri belki bu sene yapabiliriz. Hayat her zaman sürprizlere gebe. Bakalım 2019'da kendimizi hangi maceralar içerisinde bulacağız. Hepimize mutlu yıllar!

18 Aralık 2018 Salı

Usk Istanbul Taksim Tünel Buluşması


     Bir süredir internet bağlantımla alakalı sorunlar yaşıyordum, bir öfke ile yapmamam gereken birşey yaptım ve internet aboneliğimi başıma gelecek olanlardan habersiz sonlandırdım. Nereden bilebilirdim, kötüye şükretmeyen iyiyi hiç bulamazmış. Galiba internet sağlayıcıma ettiğim ayıbı diğer sağlayıcılar da duymuş olacaklar ki uzun süre bağlantımızı yapmadılar, sonradan "ay biz sizi unutmuşuz ya" minvalinde bir açıklama yapmalarıyla yine sinirlerim bozuldu, yapmamam gereken bir şeyi yaptım ve yeni aboneliğimiz daha doğmadan öldü. Şimdi başka bir firmaya başvurumuzu yaptık, bugün itibari ile belgelerimizi gönderdik. Umarım internet tanrısı artık bizleri mblerinden, gblerinden mahrum bırakmaz. Bu uzun girişi yapma sebebim neden buralara bir süredir uğrayamadığımı sizlere anlatabilmekti. Sonradan "vay efendim bu blog okuyucusuna karşı hiç sorumlu değil, paylaşımlar çok düzensiz" diye dert yanmayın.
      Geçtiğimiz pazar günü bu senenin son buluşmasını gerçekleştirdik. Soğuk havada uyumaktan başka hiçbirşey yapmak istemediğim içi bu ara buluşmalarda iki resmin üzerine nadiren çıkabiliyorum. Bu sefer Tünel'deydik. Resimlerde bizim damgamızın yanında bir de St. Petersburg damgasını sizler de görmüşsünüzdür. Bu hafta St. Petersburg'dan bir misafirimiz vardı. Kendisiyle konuşurlen bir kere daha anladım ki bu ülkede güzel birşeyler yapmaya çalışmak çok zor. Ne yazık ki başarı bu ülkede en büyük nefret sebebi. 




3 Aralık 2018 Pazartesi

Usk Istanbul Teşvikiye Buluşması

     Sürekli kamu spotu gibi yazılar yazmamdan bıkmış olan eşim dışında yegane okurumun uyarısıyla bu yazıma herhangi bir yerel yönetim birimine sitem, kamu spotu tadında bir sosyal mesaj veya genç arkadaşlarımıza bir nasihat olmadan devam etmek istiyorum. Takdir edersiniz ki bu benim için gerçekten zor bir şey olacak. Daha önce eleştiri oklarımı yöneltmediğim bir yazı hiç yazmamıştım. Fildişi kulemden -sanırım mekanın verdiği bir ruh halinden- ancak bu meyanda yazılar yazabiliyorum.


     Her ne kadar eleştiri ile yazıma başlayamasam da yazıma "bu hafta ...." diye başlayabilirim zannediyorum. Böylelikle en azından bir ritüeli bari yerine getirmiş olurum. Evet sayın okur, bu hafta Teşvikiye'deydik. Teşvikiye Camii bahçesinde buluşmayı planlarken birden karşımıza o şehrin her yanında görmeye alışkın olduğumuz, bizi yönetenlerin nasıl da bizleri düşündüğünün, hizmet aşkıyla yanıp tutuştuklarının, gönlümüzü fethetmek için hiçbir uğraştan kaçınmadıklarının göstergesi olan şantiye panellerini gördük. Camii bahçesi kapatılmamış, bir süreliğine daha iyi hizmet verebilmek adına hizmet dışı kalmıştı. Hal böyle olunca halihazırda hizmet verme ihtimali olan başka bir mekanın yolunu tuttuk.


     Karşımıza daha önce İtalyan sefareti olarak kullanılmış Maçka Teknik Lisesi çıktı. Tesadüfen veli toplantısının olduğu bir güne de denk gelince kimse ne yapıyorsunuz burada da demedi. Bir de sağ olsun Osman Amca'mız çay ikram edince o soğukta içimiz ısındı. 
     Bu buluşmayı özel kılan şey formatıydı. İki saatte dört resim yaparak eskiz turumuzu tamamlamamız gerekiyordu. Bayağıdır bu kadar hızlı çalışmamıştım. Sanırım bir saat kırk dakika içerisinde dört resim de tamamlandı.  




25 Kasım 2018 Pazar

Önyargılarımız ve Büyücüler


     Doksanlara kadar olan korku, canavar filmleri her zaman en sevdiğim filmler olarak kalacaklar. Bunda en büyük etken bilgisayar destekli animasyon teknolojilerinin henüz bu tür filmlerde kullanılmaya başlanmamış olmasıdır. Her ne kadar günümüz sahneleri gerçekçilik açısından o zamanlardan çok çok daha ileri olsalar da gerek hikaye açısından, gerekse ruhsuzlukları dolayısıyla bahsettiğimiz filmlerin gerisinde kalmaktadırlar. Şimdilerde tekrar tekrar eski filmleri seyrederken arada o filmlerin etkisiyle ortaya eğlenceli şeyler çıkabiliyor. Bu çalışma da onlardan birisi oldu sanırım.

18 Kasım 2018 Pazar

Type-IIB Denizaltısı Diorama Denemesi


     Büyük savaş devam ederken hiç beklenmedik bir şey olur ve devasa bir meteor çarpar ve ardından yırtılan okyanus kabuğu ve atmosfere yayılan yoğun gazlar sonucu dünya insanlık için korkunç denilebilecek bir buzul çağına girer. Yerin üzerinde hayat artık belli bölgelere sıkışmış haldedir, Kıyameti andıran yer yüzünde yaşamanın baskısına dayanamayan bir grup asker yedek malzeme bulmak üzere girdikleri tersanede kuru havuzda yapımı devam eden bir Alman Tip-2B denizaltısı bulurlar, büyük oranda tamamlanmış olan bu denizaltı onlar için bulunmaz Hint kumaşı niteliğindedir. Yer üstünden iklim dolayısıyla ulaşamadıkları yerlere suyun altından rahatlıkla ulaşabilmektedirler. Askerler bu denizaltıyı ihtiyaçlarına göre hızlı bir biçimde modifiye eder ve ona bir isim verir. Gemimizin adı bundan böyle Livyatan olmuştur ve artık okyanusun azgın sularıyla mücadele etmeye hazırdır.

USk Istanbul Sirkeci Garı Buluşması


      Bugün USk Istanbul'un en özel buluşmalarından birini yaptık. Aramıza yeni katılan çok değerli bir çizer vardı. Yıllarca Türkiye'nin önemli mizah ve çizgiroman dergilerinde çizerlik yapmış, Kaptan Onedin, Üzeyir, Sevgili Günlük, Duka Film gibi saymakla bitmez bir sürü çizgidiziye imza atmış Cengiz Üstün bizlerleydi. Elbette böyle bir ustayı yakalamışken çizim yapmak kolay olmuyor. Böyle insanların her hareketinden bir şeyler öğrenebiliyor insan. Biz de öyle yaptık, bol bol dinledik o sevdiğimiz kahramanların hikayelerini. Tabii ki bir tane de olsa resmimizi de yaptık.


12 Kasım 2018 Pazartesi

Zeytin Mevsimi


     Zaman zaman İstanbul'dan kaçmak insana iyi geliyor ancak kaçtığınız yere dikkat etmeniz gerekiyor. Yoksa benim gibi kısa dönem bir zeytin işçisi olup çıkabilirsiniz. Şakası bir yana bu dünyada insana en huzur veren şeylerden birisi zeytin ağaçlarıyla ilgilenmek olabilir. Üşengeç ötesi üşengeç bir insan olarak bütün bir yazlarımı zeytin gölgesinde uyuyarak geçirebilirim. Bu hafta sonu zeytin toplamakla meşgul olan anne ve babamın yanına yardıma gittim. Hava da güzel olunca iki günüm piknik gibi geçti diyebilirim. Aslında çizebileceğim birçok sahne vardı, fakat yardım etmek durumunda olduğum için ancak bu iki resmi çizebildim. İlk resim bir zeytin toplayıcısının önünde zeytin boşaltan bir traktöre ait, ikinci resimde de sizlere zeytin toplamanın nasıl bir şey olduğunu anlatmaya çalıştım elden geldiğince.


10 Kasım 2018 Cumartesi

Anıtkabir Çizimleri



     Bu sene benim açımdan güzel geçti, bir sürü şey öğrendim, güzel kitaplar okudum, Usk İstanbul ile birlikte çok eğlenceli işler yaptık. Uzun zamandır çizmeyi planladığım şeylerden bazılarını çizme fırsatım oldu. Geçtiğimiz hafta bunlar arasında en önemlilerinden birisi olan Anıtkabir'i çizme fırsatım oldu. Çizimlerim arasındaki en güzel çizim olmayabilir, ama en değerlisi bu çizimlerim oldu. Günden güne onun çizgisinden ayrılıp tam bir Ortadoğu ülkesi haline geldiğimiz şu günlerde onun değerini çok daha iyi anlar oldum. Savaş yorgunu insanların kafasını yerden kaldırıp onlara ileriyi göstermek hiç kolay bir iş olmasa gerek. Söylenecek bir sürü şey var aslında, lafı fazla uzatmak istemiyorum çünkü sinirleniyorum, asabım bozuluyor. En sevdiğim ve yaparken mutlu olduğum çizimlerimin altında bir sürü saçma şeyden bahsetmek istemiyorum. Her şeyden önce hala geleceğe umutla bakabilmemi sağladığı için ona sonsuz teşekkür borçluyum. Umarım açtığı yolda, bizlere gösterdiği hedefe hakkıyla yürüyebiliriz yeniden.


8 Kasım 2018 Perşembe

Kentsel Dönüşüm ve Gecekondular


     Gece geldiği zaman kuytudaki karanlık yerler ve ışığın çarptığı yüzeylerin oluşturduğu kontrast şehri tanınmayacak şekilde değiştiriyor. Artık İstanbul'da yabancısı olmadığımız bu manzara önünde çatışan yüzeyler bu durumu daha da ilginç bir noktaya taşıyor. Devasa, kentsel dönüşüme uğramış bir site binası önünde sokak lambası tarafından aydınlanan bu gecekonduları kaydedilmeyi hak ediyordu.

7 Kasım 2018 Çarşamba

Esenboğa Havalimanı Bekleme Salonu


     Defalarca kez uçakları çizmeyi deneyip deneyip çuvalladıktan sonra bari bir tane düzgün çizim yapayım niyetiyle bekleme salonunu çizmeye başladım. Seyahat etmek, hayatın akışından bir süreliğine de olsa sıyrılmak güzel birşey. Ancak dönüş yoluna geçince gerçeklik yeniden bastırıyor. Planlı işler, plansız şeyler, ertelenen şeyler hepsi bir bir aklına geliyor insanın. Gecenin bu saatinde eve nasıl gideceğim düşüncesiyle başlayan düşünceler bir yerden sonra nefis muhasebesine dönüşüyor. Derken ağır bir sorgu süreci esnasında yorgunluktan uykuya dalıyor insan.

6 Kasım 2018 Salı

Midas'ın Kafatası-Anadolu MEdeniyetleri Müzesi


    Bu toprakların bilinen en eski hikaye kahramanlarından biri sanırım Kral Midas'tır. Okulda dinlediğim ilk hikayeler de Midas'ın hikayeleriydi yanılmıyorsam. Kendisiyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde karşılaşınca hatırasını defterime kaydetmek istedim.

Maden Tetkik Arama Doğa Tarihi Müzesi


     Sanıyorum lise hazırlık yahut orta son gibi bir sınıfta iken Adana Yumurtalık'ta balıkçıların tespit ettiği bir ölü balina vardı, sonradan bu balinanın müzeye kaldırılacağı söylentileri falan olmuştu. Derken ben bu arkadaşı tamamen unutmuşken birkaç sene önce karşıma Maden Tetkik Arama kurumuna ait Doğa Tarihi müzesinde çıktı. O günden beridir de bu hayvanın iskeletini çizmek için gün sayıyordum. Uzun bir bekleme sürecinin ardından sonunda fırsat doğdu ve yolumuz Ankara'ya düştü. Müzeye koşarak girdikten sonra hemen çizime başladım. Başka bir balina tarafından kovalanmakta olan zihnim için güzel bir mola oldu bu durum. 

1 Kasım 2018 Perşembe

Muayenehanede Beklerken


     Dişçilerle aramız pek iyi olmadı, olamadı. Bu durumun altındaki sebepler çeşitli olsa da bunlar çizim yapmaya engel teşkil etmiyor. Muayenehaneye erken gidişim ve sırada üç kişi olmasının etkisi bünyede kendisini çizim yapma isteği ile gösterirken çizim yapmamak olmazdı. Hazır vakit de bol olunca bir balık gözü denemesi daha yapayım dedim, ancak sıra düşündüğümden çok daha hızlı ilerledi ve resmimi tamamlamama fırsat vermedi. Sonrasında uyuşuk bir yanakla tamamladığım ilk resmim bu oldu

#uskistchallenge Volume-III


     #uskistchallenge volume-III bugün başladı. Başlar başlamaz fırsat bu fırsat deyip kaleme yapıştım. Malum geçtiğimiz günlerde evimizi taşıdık, durum böyle olunca yeni ve henüz hiç çizilmemiş bir çevrede buldum kendimi. Gecekondudan apartmana geçiş evrimini henüz tamamlayamamış olan mahallede bazı merdivenler inşaatlar esnasında yıkılıyor ve çoğu zaman yeniden yapılmıyor. Manzara çok ilginç de olsa erişilebilirlik açısından büyük problemler ihtiva ediyor. Şehre tanıklık etmek adına böyle bir çizim yapmak güzel oldu.

28 Ekim 2018 Pazar

Haydarpaşa Tren Garı- Kuş Gözlem Çizimleri


     Biliyorsunuz Türkiye birçok göçmen kuşun rotası üzerinde yer alıyor. Özellikle İstanbul'da vakit ayırdığınız takdirde aynı ırka ait birbirinden farklı birçok türü gözlemleyebiliyormuşuz, bugün birazcık bu konu üzerine eğildik. 
     Lokasyonumuz Haydarpaşa Garı idi. Malum dalgakıranların üzeri birkaç çeşidin birden üreme bölgesi haline geldiği için aynı anda bir sürü kuşu izleme ve çizme fırsatımız oldu. Kuş gözlemi esnasında çizim yapmak normalde yaptığımız çizimlerden bakış açısı olarak çok farklıymış bunu öğrendim. Normalde yaptığımız çizimin aksine kuşun davranışını anlamak amacıyla olabildiğince az fırça darbesi, yahut kalem izi ile hayvanın o anki durumunu yansıtmak öncelikli amacımız olduğu için detaylı resimler yapmaktan çok silüetler çizdik bol bol. Kalemle detayın dibine vurmaya alışmış biri olarak bayağı zorlandığımı itiraf etmeliyim, ancak bu rahatlık bir yandan da çok hoşuma gitti.



24 Ekim 2018 Çarşamba

Çorlu K1 Kavşağı, Su Kanalı


     Yol yapıları uzun zaman bakımsız kaldıkları takdirde etrafta bulunan yırtıcı çalı çırpının içinde kalabiliyor. Genelde arazide çizim yapmak için vaktim olmuyor anca sahne gözlerimin önünde böylesine güzel bir biçimde uzanınca en azından bir taslak çizim yapmam gerektiğini düşündüm. Kanalın içinden ilk geçişimde fırsatım olmadı, ikinci seferde de, ancak üçüncü seferde hızlı bir biçimde ana hatlarıyla çizimi yapacak fırsatım oldu, renklendirme işlemi haliyle sonrasına bırakıldı.

22 Ekim 2018 Pazartesi

Usk Istanbul Günlükleri - Topkapı Sarayı Buluşması


     Usk Istanbul'un en zorlu ve en zevkli zamanları sonunda başladı. O güzelim yaz günleri, parklarda bahçelerde yayıla yayıla kurtla kuşla birlikte çizim yaptığımız mutlu günlerin yerini sert rüzgarlar, soğuk ve ıslak zeminler, yağmurlar aldı. Bu buluşmada ilk defa soğuğu iliklerime kadar hissettim. Hava ne kadar çok serin olmasa da hareketsiz vaziyette uzun süre kalmak insanı bir yerden sonra donduruyor. Buluşma yerimiz olan Topkapı Sarayı'da sağdan soldan esen her türlü rüzgara bağrını açtığı için biraz üşüdük. Ayrıca resimlerde fark edeceğiniz üzere çizimlerin üzerinde nokta nokta buğular, mürekkep dağılmaları gibi lekeler yer almakta. İşte bunların da sebebi tam olarak bahsi geçen arsız yağmur damlaları. Neden böyle bir şey yaptığımızı zaman zaman sorguladığım oluyor, ancak günün sonunda birlikte yaptığımız onlarca resmi ortaya koyduğumuzda bu problem hükmünü hemen kaybediyor. 
     Tabii ki bir de birbirinden deli insanlarla yola çıkınca günün nerede sona ereceğini tahmin etmek kolay olmuyor. Buluşma sonrası apar topar Cengiz Üstün'ün söyleşisine katıldık. Birazcık ünlü de olmuşuz sanırım artık. Sessiz sakin bir kuytuya oturduktan sonra konuların dönüp dolaşıp Usk Istanbul'a gelmesi bizi çok mutlu etti.







14 Ekim 2018 Pazar

Usk Istanbul Demir Kilise Eskiz Buluşması


     Yavaş yavaş benim artık kuytu bir köşeye çekilme ve ortaya mümkünse hiç çıkmama günlerim gelmiş. Şansım yaver gitmeyip de insan değil de başka bir yaratık olaydım o vakit kesinlikle kış uykularını hiç atlamaz, mağaramdan, oyuğumdan dışarı adım atmazdım. Büyük ihtimalle göç etmeye de üşenirdim kesin. Zaten yolda yorgun argın bir de kurt, kuş kovalasın ben kaçayım hiç olacak iş değil. Ancak insan olunca işler öyle yürümüyor. Çizilecek, yürünecek bir sürü yer ve yapılacak bir dünya işle dünyaya geliyor her bir fert. Bugün bu sorumluluklarımın bilincinde Usk İstanbul'daki arkadaşlarla Balat'da buluştuk ve uzun zamandır planlarımız arasında olan Demir Kilise'yi ve Balat sokaklarını çizdik.


13 Ekim 2018 Cumartesi

Atatürk Arboretumu - Agaç Dibindeki Mantarlar

     Geçtiğimiz günlerde taşrada gezerken İstanbul'da çizmekten sıkıldığımı farkettim. Tıka basa doldurulmuş pamuk çuvalları üzerine oturmuş traktör bekleyen pamuk işçilerini izlerken farkettim bu durumu. İstanbul'da oynanan tiyatroya minicik çocuklar bile ayak uydurmuş. İnsanlar kendilerine biçilen rolü sonuna kadar başarılı bir biçimde oynuyorlar. Bıkkınlıktan, yahut başka bir nedenden; sebebini bilmiyorum ama bu aralar tabiat resimleri çizmekten daha çok zevk alıyorum. Mesela yağmuru fırsat bilip ağaç köklerinden fırlayan bu mantarları çizmek beni çok mutlu etti. Yine çizimin her aşamasında "Nereden bulaştım bu işe" diyerekten etmediğim laf kalmasa da netice beni çok mutlu etti.  


10 Ekim 2018 Çarşamba

Deniz Er YerindeÇizer -4


Gece yalnız kalınca resim yapmak çok ilginç bir kendinle baş başa kalma biçimi. Merdivendeki, duvardaki herhangi bir detay dolunayda insanda çok garip izlenimler bırakabiliyor. İnsan kendi koridorlarında gezerken karşısına garip hayaletler çıkabiliyor. Masanın altına saklanmak mı yoksa kaçmak mı daha iyi bir yol bilemiyorum. Kendimize neden bu kadar eziyet ediyoruz anlamak güç. 




9 Ekim 2018 Salı

Deniz Er YerindeÇizer! -3


     Binbir çeşit ve belki de yüzlerce yıllık ağaçlar altında 21 gün geçirmek herkese nasip olmaz. İkindin vakti batan güneş altında her biri yeşilin bambaşka bir tonuna bürünen ağaçları çizmesem olmazdı. Dallarında Arap Bülbülleriyle birlikte bize son derece güzel ev sahipliği yaptılar. Onlardan ayrılmak benim için üzücü oldu. 


8 Ekim 2018 Pazartesi

Deniz Er YerindeÇizer-2


     Atatürk'ün en büyük ülkümüz olmalı dediği Deniz Kuvvetlerimizin bir ferdi olmak hayatım boyunca aldığım, alacağım en güzel ödül olabilir. Elbette aylarca dağlarda, kar altında askerlik yapmış, gazi olmuş, şehit olmuş askerlerimizin yanında asker oldum demek hiç yakışık almayacaktır, ancak binlerce yıllık bir ordunun bir parçası olmak saniyeler için bile olsa  paha biçilmez bir tecrübe. Her zaman olduğu gibi yine bu tecrübe esnasında da defterim, kalemim ve boyalarım yanımdaydı. Her yandan malzeme fışkırır bir halde çizim yapma şansım olmadığı için bu sefer olabildiğince az ve beni yarı yolda bırakmayacak şekilde malzeme seçimimi yapmalıydım. Yani bu macerada kötü sürprizlere yer olmamalıydı. 


     Öncelikle en önemli şey defter seçimi konusuydu. Kolayca cebimde taşıyabileceğim, dayanıklı ve kaliteli bir kağıda sahip, sırtı kolay kolay dağılmayacak bir deftere ihtiyacım vardı. Bu defter rahatça cebe girecek kalınlıkta ve boyutta olmalıydı. A5 ölçülerinde çizim yapan benim gibi birisi için dikine yapılmış A6 ölçülerinde bir defter ihtiyacımı rahatça karşılayabilirdi. Cepte taşınacak, terden etkilenecek ve ıslanacak olan bir defter bence tek ortalı ve zımbalı olmalı. Bu şartlarda dikişli bir sırt insana tarifsiz acılar yaşatabilir. Hal böyle olunca uzun zamandır sakladığım Aniki zulamı patlatmak zorunda kaldım. Bir defter kaybolabilir diye yanıma ikinci bir yedek defter de aldım. Ali Bey'in el emeği göz nuru Geographica deri defter kabıyla birlikte son derece kullanışlı oldu. Geographica'nın kapağına birkaç tane klips de koymayı ihmal etmedim tabii ki.  Kalın deri zor zamanlarda tablalık yapabiliyor.


     Son olarak kalemlerden ve boyadan bahsederek bu yazıyı sonlandırmak istiyorum. Yanıma iki adet Sakura Pigma Micro çizim kalemi, iki adet Uni Eye Ball fine çizim kalemi aldım.Mürekkep doldurmaya vaktim olmayabilirdi. Ayrıca mürekkebi saklamak, dolmakalemi o sıcaklıklarda muhafaza etmek son derece güç bir olay. Çirkin kazalara mahal vermemek için malzemeleri son derece basit tutmaya karar verdim. Suluboya olarak ise Winsor&Newton'un beyaz 12'li küçük kutusuna karma bir palet yaptım ve sulufırçalar ile birlikte yanıma aldım. Şimdilik maceranın bu kısmının sonuna geldik. Ali Bey'e havada, karada ve denizde her daim çizebilmemizi, yazabilmemizi sağlayan malzemeler ve ekipmanlar ürettiği için çokça teşekkür ederek bu yazıyı kapatıyorum.

7 Ekim 2018 Pazar

Deniz Er YerindeÇizer!


      Geçtiğimiz ay bedelli askerlik yasası sonrasında askere gidecek olan ilk celp belli oldu. 1. celpte ismi olanlar arasında ben de vardım. Maceralı geçen bir Ağustos ayı, üstüne bir de ev taşıma macerası, bayramı derken bir de bunların üstüne açıklanan ilk grupta ismimi görünce biraz şaşırmadım desem yalan olur. Ancak seyahat demek bolca çizim macerası demek, bu sebepten ötürü elime geçen bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için güzel bir hazırlık yaptım. Malzemelerden sonraki yazılarda bahsedeceğim, şimdilik sadece birliğime katılmadan önceki durağım olan Mersin'de anneannem ve teyzemlerin evlerinde yapmış olduğum çizimleri sizlerle paylaşacağım.




18 Eylül 2018 Salı

Usk Istanbul Miniaturk Eskiz Buluşması Çizimleri


     Maketten çizim daha önce hiç tecrübe etmediğim bir şeydi. Genelde önce çizer sonra maketini yapardım. Bu sefer işler tam tersine oldu. Bu ilginç tecrübeyi bana yaşatan Usk Istanbul ailesine teşekkür etmemek mümkün değil. Hatta çizerken içimden buraya birkaç defa daha gelmeliyiz düşüncesi geçti içimden. Gölgelik bulamayıp, sıcak ve neme maruz kalınca günü az sayıda çizimle kapatmak durumunda kaldım. Aceleyle yapılmış çizimler hoşunuza gider umarım.


13 Eylül 2018 Perşembe

Başarısız Bir Diorama Denemesi-2-3-4-......

     Yazmayı en sevdiğim bölümlerden birisi ile karşı karşıyasınız, bok ettiğim çalışmalardan bahsederken ayrı bir mutlu oluyorum. Ancak sanırım bu sefer başarmaya gerçekten çok yaklaştım. Son denemenin sonuçları bayağı tatmin edici oldu.

2 Eylül 2018 Pazar

Başarısız Bir Diorama Denemesi


Bir süredir denizde geçen bir sahneye ait bir diorama yapma isteğiyle yanıp tutuşuyordum. Bugün bu çalışmanın öncesinde deneme amaçlı yaptığım çalışmadan ve bu çalışmanın nasıl neticelendiğinden bahsetmek istiyorum. Daha sonraki çalışmalarda kendim de ne yaptığımı görmek için buraya bakacağım için konuyu üç bölümde ele alacağım; ilk kısımda maketten biraz basedip, ikinci kısımda diorama zemininden ve son olarak da epoksi reçineden ve sonuçtan bahsedip yazıyı bitireceğim.

31 Ağustos 2018 Cuma

Usk Istanbul Kadıköy Buluşması


     Sizce insan sadece şu fani dünyada adıyla dahi olsa ölümsüzlüğü bir parça tadabilmek, yahut zaman denen fırtınanın silip süpürdüğü şu diyarda küçük de olsa bir iz bırakabilmek için mi kaleme, kağıda sarılıyor? Mağarada bile olsa eline fırça alan duvara bir şeyler karalıyor, yahut tuvale, tapınak duvarlarına, kayalara düşüncelerini, hayatını işliyor. Yahut asıl mesele kontrol edemediği zamanın gerçekliğini yeniden yaratma, sanal da olsa zamanın bir bölümünü, yahut sadece belli bir anını yeniden kurma çabası mı? Düşünsenize tüm bu tablolar, romanlar, filmler, heykeller acaba bizim tanrıcılık oyunumuzun bir parçası olabilir mi? 
     Bazen resim yaparken böyle hissediyorum, zamanın o bölümünü, en azından kendi gerçekliğimin bir bölümünü sonsuza kadar defterin sayfalarında tekrar tekrar yaşanması için kuruyormuşum gibi geliyor. Sanırım uzun zamandır cevabını aradığım neden çiziyorum sorusunun cevabı da burada saklı benim için. Ancak bu yazdığım, çizdiğim ve ürettiğim her şey için geçerli. Peki bu kadar gevezelik ne için?  Elbette bunun da bir sebebi var sayın okuyucu, ancak bu da bir başka yazının konusu, şimdilik sizi Urban Sketchers Istanbul'un birbirinden değerli çizerleri ile yaptığımız son çizim buluşmasında yapmış olduğu çizimlerle başbaşa bırakıp, bendeniz yine mağaramda tefekküre dalıyorum.


23 Ağustos 2018 Perşembe

“En derinlerimizde yatan ölülerin mezar taşları yoktur.”


          "Gözle görülen şeyler mukavvadan maskeler gibidir. Ama her olan bitten şeyde, her canlı işte, her su götürmez olayda, bilinen her şeyin içinde, bilinmez bir akıl vardır. Bu akıl, kendi damgasını vurur o akılsız mukavva maskeye. Eğer insan vuracaksa, o maskeye vurmalı. Mahpus, zindandan kaçabilir mi duvarı delmeden? Beyaz balina benim dört bir yanımı saran o zindan duvarıdır işte. Bunun ötesinde hiçbir şey yok sandığım da oluyor zaman zaman. Ama ne olursa olsun, eziyor beni bu balina, kemiriyor içimi. İnsanı küçük düşüren bir güç görüyorum onda. İşte bu anlaşılmaz şeyden nefret ediyorum asıl. Beyaz balina ister kötülüğün bir aracı olsun, ister kötülüğün ta kendisi, ondan alacağım öcümü. Küfürden, dinsizlikten söz etme bana, evlat. beni güneş küçük düşürse, güneşi vururum. Güneş bana düşmanlık ederse, ben de düşman olurum ona: oyunun kuralıdır bu yarışmadan doğuyor her şey. Ama ben bu oyunun kölesi değilim oğlum. Kimdir benden üstün olan? Gerçeğin sınırları yok. "
(Moby Dick, sf.223,Yapı Kredi Yayınları)

Herman Melville bu satırları 1850'li yıllarda yazdığında ne su altı yüksek frekanslı sesleri duyabilecek aygıtlar, ne de su altında gözlem yapmaya izin verecek kameralar vardı. Kelime kelime kitabına kaşalotları işleyen bu adam şu dört dakikalık videoyu görebilmek için neler vermezdi. 

Bu video ve daha fazlası için Bkz. NautilusLive

21 Ağustos 2018 Salı

Das Boot 1981


      Uzun ve sıkıcı girişlerimden bana da artık gına geldiği için direkt konuya giriyorum. Konumuz Das Boot filmi. Film gelmiş geçmiş en güzel 2. Cihan Harbi filmi olabilir, filmi izledikten sonra bir süre daha yukarı doğru bakıp sonar seslerini duymaya çalışıp, fısıltıyla konuştuğuma şahit oldum. 
Das Boot filmi Type VII sınıfına dahil olan, Kriegsmarine'nin en dayanıklı ve manevra kabiliyeti yüksek denizaltılarından birinin hikayesini anlatıyor. (U-boot'lar hakkında daha fazla bilgi için www.uboat.net ve www.denizaltici.com