plein-air painting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
plein-air painting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2023 Pazartesi

"M" for Moustapha Market Kapıkule/Edirne

     Bir markete Mustafa adını vermek kimin fikriydi bilmiyorum ancak ortalıkta kocaman bir "M" harfi görünce insanın çizesi geliyor. Her ne kadar çoğu zaman kuzeyli kardeşlerimize yüklensek de Trakya bölgesinde de zihinsel süreçler kendilerine garip ifade biçimleri bulmakta pek de zorluk çekmiyor. Böyle alakasız sahneler insanın aklında sebepsiz çağrışımlara neden oluyor, tüm çizim boyunca zihnimde Umut Sarıkaya'nın bir karikatüründe geçen "Give me your zekat Moustapha" repliği dolandı durdu. 

    

26 Aralık 2022 Pazartesi

USk İstanbul Yıl Sonu Buluşması

     Artık bu blogun klişelerinden birisi de yıl sonu buluşmaları oldu, sene sonunda bütün bir senenin yükünü bir nebze de olsa alan ve gelecek seneyi aynı oranda sakin karşılayabilmek adına yaptığımız güzel şeylerden birisi de elbette USk İstanbul buluşmalarımız. Bu ay buluşma yapamayacağız gibi görünüyordu ancak son anda gezegenler birden hizalanmaya karar verdiler ve bizim de bir şekilde zaman çizelgelerimizde küçük, sevimli  boşluklar oluştu. Bu yazıda sadece bu güzel Pazar gününü hatırlamak ve postu heder etmemek adına hiç yıl sonu muhasebesine girmiyorum. Ne yazık ki o da artık benim için yapmam gereken başka bir iş kalemine dönüştü. 

     Bu sene sanırım pandeminin ardından USk için toparlanma senesi oldu, pandemi öncesinde ne kadar çok çizerle yolumuzun kesiştiğini unutmuşuz, bunu hatırlattıkları için son derece mutlu olduk. Tüm bu COVID-19 sürecinde yaşadığımız maddi ve manevi zorlukların açıkcası çoğu insana bizi unutturacağını düşünüyordum, açıkcası çok da umutlu değildim ve zamanın göstereceklerinden yana pek de iyi hisler içerisinde değildim. Özellikle geçen sene yazın sonuna doğru tekrardan başladığımız ve sonrasında aşılanma sürecinin işe yaraması ve derken ülkenin büyük oranda aşılanmasıyla biz de hızla toparladık. Eski çizerlerimiz tekrardan bizlere ulaştı, güzel buluşmalar düzenledik. 

     Bir sürü şehirde USk grupları kurulmaya başlandı her ne kadar aktif olarak buluşmasalar da ancak USk İzmir ve ardından USk Eskişehir'in kurulması cidden güzel oldu. Sanırım çok küçük bir parça da olsa bu grupların kurulmasında etkimiz oldu, ki bu durum benim gibi içinde karanlık yıldızları besleyen biri için bile çok güzel haber. Umarım 2023 sanılanın aksine güzel bir sene olur herkes için ve bizler de USk'da planladığımız şeyleri adım adım gerçekleştirebiliriz.



6 Aralık 2022 Salı

Müze Gazhane'den Çizimler-II

     Günün son çizimi de bu tombul velet oldu, ilk defa bir figürün hissiyatını biraz olsun yakaladığımı hissettim çizime bakarken. Daha önceki Gazhane buluşmasında da bu veledi çizmiştim diye hatırlıyorum ancak o zaman nedense pek dikkatimi çekmemişti, sıcak bir yaz günü sıcağın altında güneşe bakan bir figür o kadar ilgi çekici olmayabiliyor. Bu sefer arada bir görünen güneşin altında bizler de biraz üşümenin etkisiyle sürekli güneşi ararken bu gökyüzüne bakan arkadaş biraz anlam kazandı sanırım.

5 Aralık 2022 Pazartesi

Müze Gazhane'den Çizimler

     Her türlü metali yüksek teknoloji ürünü ocaklarda ergitebildiğimiz, sonrasında çılgınlar gibi istediğimiz hassasiyette işleyebildiğimiz şu mesut günlerde hala 1800-1900'lerin metal işçiliğine özeniyor olmam garip mi bilmiyorum. Henüz bilgisayar teknolojilerinin her türlü üretim sürecine dahil olmadığı daha analog teknolojilerin bile emekleme çağı olan o günlerin ürünlerine bakarken onlara sarılmak geliyor içimden. Eski, o dev perçinlerle dolu, bacası dumandan kapkara olmuş, çeliğin o en güzel ürünü devasa zırhlıların siyah-beyaz fotoğraflarını görünce hangimiz kendimizden geçmiyoruz ki? Gazhane'deki bu devasa metal yığınını görünce de benzer şeyler hissettim, çizmezsem çok ayıp olur diye düşündüm ve ardından işe koyuldum Keşke bu endüstriyel müzeciliğimiz biraz gelişmiş olsaydı da bu tesisleri bir bütün halinde koruyabilseydik.

4 Aralık 2022 Pazar

USk İstanbul Müze Gazhane Buluşması

     Büyük ihtimalle 2022'nin son buluşmalarından biri olarak tarihe geçecek olan Gazhane buluşmamızda artı kışın geldiğini gerçek manada hissettik, her seferinde evden çıkarken acaba eldiven de alsam mı diye düşünür buluşmada hava açınca iyi ki de almamışım diyerek ne kadar da doğru bir şey yapmışım diye düşünür kendimle gurur duyardım, bu buluşmada yine aynı şeyler yaşanır diye düşünürken bu sefer yüreklerimizi ısıtan güneş sahneyi rüzgara ve koyu renkli bulutlara bıraktı. Yine de her zamanki gibi şanslı olduğumuzu düşünüyorum, yağışlı bir haftanın giriş yaptığı böyle bir dönemde çok ıslanmadan günü tamamlayabildik. Benim de son zamanlardaki en verimli buluşmalarımdan biri daha gerçekleşmiş oldu, yine bir güne üç çizim sığdırdım.



5 Kasım 2022 Cumartesi

Atatürk Arboretumu Buluşması

 

     Bu aralar sürekli arazide olduğum için iki hafta önceki buluşma postunun başına ancak oturabildim. İstanbul'un ormanlarını ilk defa gördüğüm zaman bayağı şaşırmıştım. Ege'de alıştığımız bitki örtüsü çok daha kuru, kısa boylu, haliyle normal olarak ormanların çoğu da çam ormanı. Yazın özellikle sıcak havalarda ormanların içi de dışarısı gibi sıcak oluyor. Bu taraflarda daha geniş yapraklı ağaçlar sağ olsun yaz günü orman içinde üşüme ihtimaliniz bile var, hatta orman içlerinde bazen neredeyse aydınlanma seviyesi karanlığa kadar düşebiliyor. Zemin sürekli yeşil. Bu ormanları umarım önümüzdeki yıllarda korumayı becerebiliriz.



3 Kasım 2022 Perşembe

P.05'te Çizim

     İnsan uzun süre arazide tek başına kalınca yeterince derine gömmediği konular birer birer yüzeye çıkabiliyor. Her türlü kuruntu, gereksiz bir sürü endişe, bir önceki hafta yapmayı unuttuğum saçma sapan işler. Bu zorlu düşünme parkurunu aştıktan sonraki dinginliğe ulaşabildiğim takdirde o gün araziden hayatın sırrını çözmüş bilge gibi dönüyorum, aksi halde ise durum bayağı feci oluyor. Bazı günler bu savaşı vermeye üşeniyorum veya zihinsel olarak yeterince kendimi güçlü hissedemiyorum, böyle günlerde bir defter ve bir kalem fevkalade kullanışlı oluyor. Özellikle böyle altınızda sonsuza doğru alabildiğine uzanan bir ova varsa.

14 Ekim 2022 Cuma

Rodos Çizimleri-X/Mehmet Ağa Camii(19.09.2022)

 

     Bilmiyorum bu konuda siz ne düşünürsünüz fakat bence Osmanlı tarafından yapılan camiiler arasında Edirne ve Edirne sınırı sonrası camiileri sınırın gerisindekilere göre çok daha güzeller. Bu taraflarda sürekli daha büyüğünü yapacağız derdine düşüp koca koca yapılarla uğraşmışlar, onların da kendi içlerinde taşıdığı değerleri anlamakla birlikte Balkanlarda topografyaya daha iyi uyum sağlayan, küçücük sanki manzaranın bir parçasıymış izlenimi veren camiilerin çok daha güzel olduğunu düşünüyorum. Her küçük yerleşim yerinin temasına uygun çeşitli formlarda dini yapılar bende çok daha fazla heyecan uyandırıyor. Mehmet Ağa Camii'de biraz böyle hissettirdi bana. Camii üzerinde bulunduğu caddeye paralel değil, tahmini 45 dereceli bir açıyla yerleştirilmiş, hal böyle olunca geriden baktığınızda sokakta yürüyen insanların, soldaki ağaçlar ve caddenin etrafındaki binalarla çerçevelenmiş gibi duruyor. Bu etkiyi deftere de taşımak istedim, bu isteğimde ne derece başarılı oldum bilmiyorum ancak sevdiğim bir çalışma oldu.

12 Ekim 2022 Çarşamba

Rodos Çizimleri VIII-ΔΙΚΑΣΓΗΡΙΟ ΠΕΙΡΑΤΘΝ(17.09.2022)

 

     Gezide en sevdiğim resimlerden birisi de bu oldu, her ne kadar bir elin parmak sayısının iki katı kadar resim çizmiş olsam da. Burası mevcut durumda alt katındaThe Cellar of Knights isimli şarap evini barındırıyor, üst katı ne olarak kullanılıyor bilmiyorum. Nedense bina tarihini dükkana sormak aklıma gelmedi hiç, biraz da kalabalıktı ama resmi çizdikten sonra gitsem belki mekan sahibinin hoşuna bile gidebilirdi. Çizim yaparken amcanı biri kendi diliyle karışık bir şeyler anlatmaya çalıştı ama başaramadı, sonradan deftere yazmasını istedim, sol üstteki satırları yazı, sonrasında araştırınca binanın bir zamanlar Aziz John Şövalyeleri'ne ait bir ticaret mahkemesi olduğu bilgisine ulaştım. Nedense Rodos'ta sokakta çizim yapana pek rastlamadım, yerel bir USk grubu da yok araştırdığım kadarıyla, oysa çizerler için deli gibi malzeme var. 

11 Ekim 2022 Salı

Rodos Çizimleri-VII/The Church of Evangelismos(19.09.2022)

     Rodos'un nispeten yeni yapılarından birisi Evangelismos Kilisesi, kilise önünde tatlı küçük bir meydan ve meydan ortasında da ilginç bir fışkiye vardı. Yapının her bölümü ayrı güzeldi, yine burada farklı birçok çizim planı yapmış olsam da ne yazık ki tek çizimle kalakaldım. Tez vakitte ne kadar detay çizsem o kadar iyi diye düşündüm ve havuz, kule ve binayı aynı karede yakalamak için olabildiğince tatsız bir yerde bu çizimi yapmak durumunda kaldım. İnsanlar bu çocuk ne yapıyor acaba diye düşünürlerken resmi tamamladım. İki büklüm bu hallere USk İstanbul'un her çizeri alışkın olsa da bilmeyenler için biraz şaşırtıcı olabiliyor.

10 Ekim 2022 Pazartesi

Rodos Çizimleri-VI/Church of the Virgin of the Burgh-2(17.09.2022)

     Bir önceki çizdiğim sahnenin hemen karşısında bu duvar vardı, meydana açılan asimetrik pencerelere dayanmadım. Asimetrik pencereleri keşke daha fazla kullansak. Bu pencerelerin arkasındaki odalar büyük ihtimalle bir zamanlar kilise yapısına dahil olan bölümlerdi, sonrasında herhalde kilise yıkılınca vatandaş bu bölümleri bari kullanalım demiş olabilir. İlk resmi bitirdikten sonra halen daha biraz vaktimin kaldığını fark edince hemen bu pencerelerden tarafa doğru döndüm, önceki resim biraz yorunca bunu tek sayfaya kısmi olarak çizdim. Böyle açık renkli taş yapılarla çizim esnasında başa çıkmak hayli zor, taşlar bu kadar açık renkli olunca tarama esnasında ne yaparsam yapayım sonuç tatsız oluyor. Yine de bu sahneyi kayıt altına almak güzeldi, umarım bir sonraki seferde biraz daha vaktim olur.

28 Eylül 2022 Çarşamba

USk İstanbul Çizgi Festivali Buluşması

     Rodos resimleri gelmeden hemen son USk buluşmamızda yapmış olduğum çizimi sizlerle paylaşmak istedim. Her ne kadar memlekete döneli bir haftaya yakın süre geçmiş olsa da işten izin almış olmanın bedelini biraz ağır ödüyorum. Bu sebeple umarım yakın zamanda resimleri tarar veya uygun şekilde fotoğraflayıp paylaşabilirim. O esnada buraları boş bırakmamak adına son buluşmamızda yaptığım çizimi bir o günün anısına buraya bırakıyorum. 


7 Eylül 2022 Çarşamba

Aya Mina Rum Ortodoks Kilisesi

    Geçtiğimiz hafta sonu sinir bozucu bir aydınlanma yaşadım, size biraz bundan bahsetmek istiyorum. İşin doğrusu benim hafta sonuna kadar fark etmediğim şey her zaman gözümün önüneydi ancak anlamam yine her zaman olduğu gibi biraz uzun sürdü. Birkaç defa farklı kiliselerde çizim yapmak istedik, resmi ziyarete açık olanlarda dışarıda çizmek sorun olmasa da bazı ziyarete kapalı kiliselerde ne yazık ki çizim yapamadık. İzin almak için yetkililerle konuştuğumuzda bizi Patrikhane'ye yönlendirdiler, kilise bahçesi içinde bile çizim yapabilmek için izin almak gerekiyormuş, haklı olarak ülkede yaşanan bazı can sıkıcı örneklerin tekrar yaşanmaması için bu şekilde önlem aldıklarını söylediler. Hafta sonu Samatya'da yine bir deneme yaptım ve bir kilise girişinde yetkiliye önce kendimizi tanıtıp sonrasında içeride çizim yapabilir miyiz diye sordum, yine Patrikhane'ye yönlendirdi bizi. Daha önce bize ve ülkemize zarar verdi bu saldırılar diye de ekledi. Geçmişte yaşanılanları elbette bilmiyor değilim, hatta bu yazıyı yazdığım tarihlerde geçmişte yaşanılan saçmalıkları da unutmuş değilim ancak bu bürokrasi duvarının kimin yararına olduğunu doğrusu çok merak ediyorum. Ülkede ne yazık ki A'dan Z'ye tüm kurum kuruluşlarda, tüm topluluklarda, her kesimde sorunlarla mücadele etme biçimi hemen hemen aynı, en eğitimlisinden en cahiline kadar tek bir metot var ve o da "Ağrıyan kolu kes!".  

    Dronlar bu derece yaygınlaşmaya başladığı günlerden bu yana ilgi alanım içerisindeler, hatta geçtiğimiz yıllarda büyük bir merakla gidip bir dron aldım, mevzuat gereği rahat uçuş yapabilmek adına dronun kalkış ağırlığını 500 gramın altında olmasına dikkat ettim. Sonra uçuş yapmak için kuralları biraz araştırınca benzer bir duruma şahit oldum. Birkaç hıyar kız yurdu kenarında veya havalimanı yakınında uçuş yaptığı için sivil havacılık kurumu dron uçuşlarını neredeyse tamamen yasaklamış. Orada da yine koca bir bürokrasi duvarı var. Onbeş dakikalık uçuş için neredeyse bölgedeki tüm kurumlardan onay alınmasını dahil eden bir izin sürecine girmek gerekiyor. Daha böyle bir sürü örnek yazabilirim, sorunlarla baş etme yöntemi ne yazık ki bu ülkede her kesimde aynı. Artık pes ettiğimi itiraf ediyorum, zaten gündelik hayatın içerisinde bir sürü sorunla boğuşurken bir de bürokrasi dehlizlerinde kaybolmak istemiyorum, benden bu kadar. 

6 Eylül 2022 Salı

Samatya Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi

     Yeni defterime kavuşunca haliyle delicesine doldurmak istedim sayfaları, gördüğüm her sahneyi çizmemek için kendimi zor tuttum. Çizdiğim sahne yapısal olarak pek sevdiğim türden bir sahne olmasa da defterin o kısmını boş bırakmaya gönlüm elvermedi, hazır Samatya'ya kadar gelmişken olabildiğince anı depolamak daha mantıklı geldi. Bahsetmeden geçemeyeceğim bir nostaljiyi de suluboya setimle yaşadım, bayağıdır kullanmamıştım bu paleti, oysa Urban Skething'e beni başlatan set bu setti. Başlarda biraz mahcubiyetle yaklaşıyor olsam da çabuk kaynaştık tekrardan, ara ara bu seti kullanmam gerektiğini böylelikle tekrardan hatırladım.



27 Ağustos 2022 Cumartesi

Sadabad Camii Çizimi ve GoPro Hero Ön İncelemesi


    Birkaç post önce hatırlarsanız çizerken video çekme denemeleri yapmak istediğimden bahsetmiştim. Cuma günü iş çıkışı bayağıdır listemde yer işgal eden çizim lokasyonlarından biri olan Sadabad Camii'ne doğru yola çıktım. Zaman zaman kokudan yanına yaklaşamayacağınız bir dere kenarında bile olsa bana hala İstanbul'un bir zamanlar ne kadar güzel bir yer olduğunu hatırlatmaya yetiyor, ancak aynı zamanda birkaç yüzyıl önce cennetten bir köşe olan bu dere kenarlarını nasıl bu kadar zamanda, bu kadar saçma sapan bir yere çevirebildiğimiz sorularını da beraberinde getiriyor. 

22 Aralık 2021 Çarşamba

Case Ekskavatör Çizimi

     Bu aralar eminim sizler de hayal ettiğiniz kadar muhteşem günler yaşıyorsunuzdur. Tahmin ettiğiniz gibi bende de keyifler gıcır. İyi kötü bir PC buldum şimdilik, umarım uzun bir süre idare eder bu PC beni, onun haricinde genel olarak her konuda memnunum. Özellikle şu her türlü garabeti hayırlısı diyerek kucaklayanlara bile takılmıyorum bu ara. Hiç aklıma "hayırlı" olanın çizgisini nereden çizmek gerektiğini sormak gelmiyor mesela bu şahıslara unutmuşum. Nereye kadar olanlar hayırlı, nereden sonrası hayırsız nasıl önceden kestirebiliriz bunu da düşünmez oldum. 

 

16 Aralık 2021 Perşembe

Haliç Tersanesi Vinçleri

 


    İstanbul'un en büyülü yerlerinden birisi de Haliç Tersanesi benim için. Küçük de olsa hayatımda canlı canlı kuru havuzda bir gemiyi ilk defa gördüğüm yer olması sebebiyle benim için ne kadar değerli olduğunu anlatmaya kelimelerim yetmez. Yıllar önce İstanbul'a ilk geldiğim günlerde her yere Eminönü'nden gitme gibi bir garip alışkanlığın pençesine düşmüştüm. Bir şekilde her yere sanki oradan gidiliyormuş gibi hissettiren neydi ki acaba bana? Neyse sanırım 74 numaralı otobüsler yapıyordu Mecidiyeköy-Eminönü seferlerini o günlerde. Şu anda bu düşüncem çok saçma gelebilir ama o günlerde benim için bu ulaşım ağı Gordion düğümünden farksızdı. Şişhane'den aşağıya inerken otobüs zevkten dört köşe olurdum yukarıdan tersaneye bakarken, vinçleri çizerken o günlere döndüm tekrardan.

15 Aralık 2021 Çarşamba

Kiremit Caddesi Evleri/Balat

 


     Bu post yine son derece iç karartıcı paylaşımlarımdan birisi olma potansiyeline sahip bu sebepten en baştan sizi uyarayım, gününüzü bir de ben karartmak istemiyorum. Çocukken Manisa'nın nispeten meşhur sayılabilecek akarsularından biri olan Bakırçay'ın kollarında balık tutmaya giderdik. Özellikle yazın ortalarına doğru sular iyice azalınca derenin kollarında sıkışan balıkların peşine düşerdik. Yaz kuraklaştıkça sağda solda gölcükler oluşur ve küçük, kara, çekik gözlü ada insanları gibi sepetlerle balıkları köşelerde sıkıştırıp yakalardık. Şimdi düşünüyorum da dikenlerin arasında, yılan çıyanın cirit attığı o dere kenarlarına şortla inmek için ne kadar kafayı yemiş olmak lazım acaba? Yine bir gün böyle bir balık avı esnasında bir köşeyi döner dönmez korkunç güzellikte bir manzara karşıladı bizi. Günler önce ölmüş bir atı sahibi dereye yuvarlamıştı. Görür görmez yaşadığımız şok ve korku geçtikten sonra hayvanı incelemeye başlayınca bayağı büyülenmiştim. At bizden biraz daha yüksek bir seviyede asılı kaldığı için ve buna ek olarak benim yaşıtlarına göre çok daha kısa bir çocuk olmam sebebiyle o anda hayvan gözüme gökten inmiş devasa bir Pegasus gibi göründü, ancak bu esnada olduğum yere çivi gibi çakılı kalmamı sağlayan esas unsur hayvanın gözleriydi. Çürümeye çoktan başlamış olmasına rağmen gayet canlı bir biçimde bize bakıyordu. 
     Bu anıyı Büyülü Dağ'ı okurken hatırladım, ölülerin gözünü kapatmayla alakalı bir bölüm vardı, meğerse ölülerin gözleri vefat anında kapatılmadığı takdirde sonradan sertleşen kaslar sebebiyle bu işi yapmak güçleşiyormuş. Yıllardır uzay üssünde astronotlar misali asılı vaziyette takılan jetonum o anda düşüşe geçti ve anladım ki ölürken uykuya dalar gibi gözleri kapanmıyordu insanın, aslında durum tam tersiydi. Bu durumda uyku ve ölüm arasında yüzyıllardır kurulan ilişki de ağır bir darbe almış oluyordu. Nihayet anladım ki eski insanlar ölümü bizden çok daha cesurca karşılamışlardı. Mezar taşlarından bile korkan bizler öteki dünya güzellemelerine doyamayıp bu hayatı kendimize zindan ederken onlar yaşadıkların hayatın kıymetini bilmişler ve güzel bir hayatın sonunda ölümü de bu hayatın bir parçası gibi kabullenmiş ve ölülerinin üzerine kimi zaman evlerini yapmışlardı. Yaşadığımız saniyelerin kıymetini anladıkça sanırım ölümle barışmak da kolaylaşacak gibi duruyor. En azından cennet vaatleriyle birbirimize bu dünyayı dar etmesek o bile yeter.

14 Aralık 2021 Salı

Demir Kilise ve Balat Sokaklarından Bir Kesit

 


     Uzun süredir zincirlerimi kırmış gibi çiziyordum, sonra harıl harıl eve gelip tarayıcıdan geçirip paylaşmak için can atıyordum. Bayağıdır durağanlığı yenmiş gibiydim sanki. Halbuki üç kız kardeş baş başa verip kararlarını çoktan vermişlerdi benim için. Tahmin edemeyeceğim bir olmayan bir olay gerçekleşti ve eskiden bu satırları yazmış olduğum bilgisayarım çıkmış olduğum bu yolda daha fazla dayanamadı ve geri döndürülemez biçimde bozuldu. Yeni bilgisayar fiyatlarına malum şartlardan ötürü bakamadım bile. Tam da hızımı almışken olacak iş miydi şimdi bu? Neyse sayın okur şimdilik işyeri bilgisayarıyla idare edeceğim bir süre.

19 Kasım 2021 Cuma

USS Porter DDG-78 (Arleigh Burke-Class Destroyer)

 

    15 dakikada çizim metodunun gemiler için güzel olabileceği gibi bir yanılgıya kapılmıştım düne kadar, meğerse ne kadar da haksızmışım. Bir gemiyi çizmeden önce derinlemesine gözlemlemek gerekiyormuş, Bir de vakitlice çizim pozisyonunda olmak. Aslında bu geminin ilginç radarlarını, Phalanx sistemlerini detaylı bir biçimde kayıt altına almak istemiştim ancak hava yine her zamanki gibi yoğun bulutluydu ve ışık düşündüğümden çok daha hızlı kayboldu. Belki ileride daha uzun aydınlanma süresine sahip günlerde böyle bir fırsat bulurum. Kim bilir belki o zamana bizimkiler liman ziyaretlerine başlar da hasret gideririz. En son sanırım Preveze Zaferi'nin yıldönümünde Büyükada ve Salihreis yine Sarayburnu'nda demirlemişti, o gün çocuk gibi koşmuştuk gemilere. Özellikle Büyükada'yı görünce apayrı sevinmiştim. İyi ki üşenmeyip gitmişiz o gün. Kim bilebilirdi bu kadar uzun bir ara verileceğini, umarım pandemi sürecinde yapılamayan bu liman ziyareti hadisesi standart bir uygulama haline gelmez.