18 Aralık 2018 Salı

Usk Istanbul Taksim Tünel Buluşması


     Bir süredir internet bağlantımla alakalı sorunlar yaşıyordum, bir öfke ile yapmamam gereken birşey yaptım ve internet aboneliğimi başıma gelecek olanlardan habersiz sonlandırdım. Nereden bilebilirdim, kötüye şükretmeyen iyiyi hiç bulamazmış. Galiba internet sağlayıcıma ettiğim ayıbı diğer sağlayıcılar da duymuş olacaklar ki uzun süre bağlantımızı yapmadılar, sonradan "ay biz sizi unutmuşuz ya" minvalinde bir açıklama yapmalarıyla yine sinirlerim bozuldu, yapmamam gereken bir şeyi yaptım ve yeni aboneliğimiz daha doğmadan öldü. Şimdi başka bir firmaya başvurumuzu yaptık, bugün itibari ile belgelerimizi gönderdik. Umarım internet tanrısı artık bizleri mblerinden, gblerinden mahrum bırakmaz. Bu uzun girişi yapma sebebim neden buralara bir süredir uğrayamadığımı sizlere anlatabilmekti. Sonradan "vay efendim bu blog okuyucusuna karşı hiç sorumlu değil, paylaşımlar çok düzensiz" diye dert yanmayın.
      Geçtiğimiz pazar günü bu senenin son buluşmasını gerçekleştirdik. Soğuk havada uyumaktan başka hiçbirşey yapmak istemediğim içi bu ara buluşmalarda iki resmin üzerine nadiren çıkabiliyorum. Bu sefer Tünel'deydik. Resimlerde bizim damgamızın yanında bir de St. Petersburg damgasını sizler de görmüşsünüzdür. Bu hafta St. Petersburg'dan bir misafirimiz vardı. Kendisiyle konuşurlen bir kere daha anladım ki bu ülkede güzel birşeyler yapmaya çalışmak çok zor. Ne yazık ki başarı bu ülkede en büyük nefret sebebi. 




3 Aralık 2018 Pazartesi

Usk Istanbul Teşvikiye Buluşması

     Sürekli kamu spotu gibi yazılar yazmamdan bıkmış olan eşim dışında yegane okurumun uyarısıyla bu yazıma herhangi bir yerel yönetim birimine sitem, kamu spotu tadında bir sosyal mesaj veya genç arkadaşlarımıza bir nasihat olmadan devam etmek istiyorum. Takdir edersiniz ki bu benim için gerçekten zor bir şey olacak. Daha önce eleştiri oklarımı yöneltmediğim bir yazı hiç yazmamıştım. Fildişi kulemden -sanırım mekanın verdiği bir ruh halinden- ancak bu meyanda yazılar yazabiliyorum.


     Her ne kadar eleştiri ile yazıma başlayamasam da yazıma "bu hafta ...." diye başlayabilirim zannediyorum. Böylelikle en azından bir ritüeli bari yerine getirmiş olurum. Evet sayın okur, bu hafta Teşvikiye'deydik. Teşvikiye Camii bahçesinde buluşmayı planlarken birden karşımıza o şehrin her yanında görmeye alışkın olduğumuz, bizi yönetenlerin nasıl da bizleri düşündüğünün, hizmet aşkıyla yanıp tutuştuklarının, gönlümüzü fethetmek için hiçbir uğraştan kaçınmadıklarının göstergesi olan şantiye panellerini gördük. Camii bahçesi kapatılmamış, bir süreliğine daha iyi hizmet verebilmek adına hizmet dışı kalmıştı. Hal böyle olunca halihazırda hizmet verme ihtimali olan başka bir mekanın yolunu tuttuk.


     Karşımıza daha önce İtalyan sefareti olarak kullanılmış Maçka Teknik Lisesi çıktı. Tesadüfen veli toplantısının olduğu bir güne de denk gelince kimse ne yapıyorsunuz burada da demedi. Bir de sağ olsun Osman Amca'mız çay ikram edince o soğukta içimiz ısındı. 
     Bu buluşmayı özel kılan şey formatıydı. İki saatte dört resim yaparak eskiz turumuzu tamamlamamız gerekiyordu. Bayağıdır bu kadar hızlı çalışmamıştım. Sanırım bir saat kırk dakika içerisinde dört resim de tamamlandı.  




25 Kasım 2018 Pazar

Önyargılarımız ve Büyücüler


     Doksanlara kadar olan korku, canavar filmleri her zaman en sevdiğim filmler olarak kalacaklar. Bunda en büyük etken bilgisayar destekli animasyon teknolojilerinin henüz bu tür filmlerde kullanılmaya başlanmamış olmasıdır. Her ne kadar günümüz sahneleri gerçekçilik açısından o zamanlardan çok çok daha ileri olsalar da gerek hikaye açısından, gerekse ruhsuzlukları dolayısıyla bahsettiğimiz filmlerin gerisinde kalmaktadırlar. Şimdilerde tekrar tekrar eski filmleri seyrederken arada o filmlerin etkisiyle ortaya eğlenceli şeyler çıkabiliyor. Bu çalışma da onlardan birisi oldu sanırım.

18 Kasım 2018 Pazar

Type-IIB Denizaltısı Diorama Denemesi


     Büyük savaş devam ederken hiç beklenmedik bir şey olur ve devasa bir meteor çarpar ve ardından yırtılan okyanus kabuğu ve atmosfere yayılan yoğun gazlar sonucu dünya insanlık için korkunç denilebilecek bir buzul çağına girer. Yerin üzerinde hayat artık belli bölgelere sıkışmış haldedir, Kıyameti andıran yer yüzünde yaşamanın baskısına dayanamayan bir grup asker yedek malzeme bulmak üzere girdikleri tersanede kuru havuzda yapımı devam eden bir Alman Tip-2B denizaltısı bulurlar, büyük oranda tamamlanmış olan bu denizaltı onlar için bulunmaz Hint kumaşı niteliğindedir. Yer üstünden iklim dolayısıyla ulaşamadıkları yerlere suyun altından rahatlıkla ulaşabilmektedirler. Askerler bu denizaltıyı ihtiyaçlarına göre hızlı bir biçimde modifiye eder ve ona bir isim verir. Gemimizin adı bundan böyle Livyatan olmuştur ve artık okyanusun azgın sularıyla mücadele etmeye hazırdır.

USk Istanbul Sirkeci Garı Buluşması


      Bugün USk Istanbul'un en özel buluşmalarından birini yaptık. Aramıza yeni katılan çok değerli bir çizer vardı. Yıllarca Türkiye'nin önemli mizah ve çizgiroman dergilerinde çizerlik yapmış, Kaptan Onedin, Üzeyir, Sevgili Günlük, Duka Film gibi saymakla bitmez bir sürü çizgidiziye imza atmış Cengiz Üstün bizlerleydi. Elbette böyle bir ustayı yakalamışken çizim yapmak kolay olmuyor. Böyle insanların her hareketinden bir şeyler öğrenebiliyor insan. Biz de öyle yaptık, bol bol dinledik o sevdiğimiz kahramanların hikayelerini. Tabii ki bir tane de olsa resmimizi de yaptık.


12 Kasım 2018 Pazartesi

Zeytin Mevsimi


     Zaman zaman İstanbul'dan kaçmak insana iyi geliyor ancak kaçtığınız yere dikkat etmeniz gerekiyor. Yoksa benim gibi kısa dönem bir zeytin işçisi olup çıkabilirsiniz. Şakası bir yana bu dünyada insana en huzur veren şeylerden birisi zeytin ağaçlarıyla ilgilenmek olabilir. Üşengeç ötesi üşengeç bir insan olarak bütün bir yazlarımı zeytin gölgesinde uyuyarak geçirebilirim. Bu hafta sonu zeytin toplamakla meşgul olan anne ve babamın yanına yardıma gittim. Hava da güzel olunca iki günüm piknik gibi geçti diyebilirim. Aslında çizebileceğim birçok sahne vardı, fakat yardım etmek durumunda olduğum için ancak bu iki resmi çizebildim. İlk resim bir zeytin toplayıcısının önünde zeytin boşaltan bir traktöre ait, ikinci resimde de sizlere zeytin toplamanın nasıl bir şey olduğunu anlatmaya çalıştım elden geldiğince.


10 Kasım 2018 Cumartesi

Anıtkabir Çizimleri



     Bu sene benim açımdan güzel geçti, bir sürü şey öğrendim, güzel kitaplar okudum, Usk İstanbul ile birlikte çok eğlenceli işler yaptık. Uzun zamandır çizmeyi planladığım şeylerden bazılarını çizme fırsatım oldu. Geçtiğimiz hafta bunlar arasında en önemlilerinden birisi olan Anıtkabir'i çizme fırsatım oldu. Çizimlerim arasındaki en güzel çizim olmayabilir, ama en değerlisi bu çizimlerim oldu. Günden güne onun çizgisinden ayrılıp tam bir Ortadoğu ülkesi haline geldiğimiz şu günlerde onun değerini çok daha iyi anlar oldum. Savaş yorgunu insanların kafasını yerden kaldırıp onlara ileriyi göstermek hiç kolay bir iş olmasa gerek. Söylenecek bir sürü şey var aslında, lafı fazla uzatmak istemiyorum çünkü sinirleniyorum, asabım bozuluyor. En sevdiğim ve yaparken mutlu olduğum çizimlerimin altında bir sürü saçma şeyden bahsetmek istemiyorum. Her şeyden önce hala geleceğe umutla bakabilmemi sağladığı için ona sonsuz teşekkür borçluyum. Umarım açtığı yolda, bizlere gösterdiği hedefe hakkıyla yürüyebiliriz yeniden.


8 Kasım 2018 Perşembe

Kentsel Dönüşüm ve Gecekondular


     Gece geldiği zaman kuytudaki karanlık yerler ve ışığın çarptığı yüzeylerin oluşturduğu kontrast şehri tanınmayacak şekilde değiştiriyor. Artık İstanbul'da yabancısı olmadığımız bu manzara önünde çatışan yüzeyler bu durumu daha da ilginç bir noktaya taşıyor. Devasa, kentsel dönüşüme uğramış bir site binası önünde sokak lambası tarafından aydınlanan bu gecekonduları kaydedilmeyi hak ediyordu.

7 Kasım 2018 Çarşamba

Esenboğa Havalimanı Bekleme Salonu


     Defalarca kez uçakları çizmeyi deneyip deneyip çuvalladıktan sonra bari bir tane düzgün çizim yapayım niyetiyle bekleme salonunu çizmeye başladım. Seyahat etmek, hayatın akışından bir süreliğine de olsa sıyrılmak güzel birşey. Ancak dönüş yoluna geçince gerçeklik yeniden bastırıyor. Planlı işler, plansız şeyler, ertelenen şeyler hepsi bir bir aklına geliyor insanın. Gecenin bu saatinde eve nasıl gideceğim düşüncesiyle başlayan düşünceler bir yerden sonra nefis muhasebesine dönüşüyor. Derken ağır bir sorgu süreci esnasında yorgunluktan uykuya dalıyor insan.

6 Kasım 2018 Salı

Midas'ın Kafatası-Anadolu MEdeniyetleri Müzesi


    Bu toprakların bilinen en eski hikaye kahramanlarından biri sanırım Kral Midas'tır. Okulda dinlediğim ilk hikayeler de Midas'ın hikayeleriydi yanılmıyorsam. Kendisiyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde karşılaşınca hatırasını defterime kaydetmek istedim.