19 Nisan 2026 Pazar

CSO Ada Binası / Ankara

     Şu zamanda beton karşıtlığı daha çok kabul görüyor olsa da, malzeme dili açısından asfalttan sonra en sevdiğim dolgu malzemesi olabilir — doğru tabiri kullanıyor muyum emin değilim ama özellikle brüt betonun oluşturduğu monolitik kütle etkisine sahip, yekpare cephelerle karşılaşınca kendimi alamıyorum. Uzun zaman yol işinde çalıştığım için yüklü miktarda asfalt görüş alanıma girince de benzer tarifsiz hislerle dolup taştığım bilgisini dikkatlerinize sunmakta yarar olduğunu düşünüyorum. CSO Binası gerçekten betonun brutal hissiyatını sonuna kadar yaşatan binalardan biri oldu benim için. Daha önce defalarca yanından yöresinden geçmiş olmama rağmen bahçe duvarlarını aşıp binayı görmek kısmet olmamıştı. USk Ankara'nın düzenlediği Ulusal Eskiz Festivalinde kısmetmiş görmek. Böylelikle bu bina da girmiş oldu eskiz defterlerimize.

15 Nisan 2026 Çarşamba

Urban Sketchers İstanbul Taşkışla Buluşması(15.04.2026)

     Geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız 10. yılına girmiş bu blog. ,Bu konuda ne yapmam gerektiği konusunda kararsızım. 10 sene böyle bir şeyi sürdürebildiğim için küçük bir ödül mü yoksa yıllardır boş işlerle uğraştığım için ceza mı vermeliyim kendime bilemedim. Yine de bazı şeyleri sürdürebiliyor olmam güzel. Geçtiğimiz gün Müge Anlı ile Tatlı Sert programında benim yaşımda olan bi adam için "37 yaşında, yaşını başını almış, kırkına merdiven dayamış" tarzı galiz ifadeler kullanıldığına şahit olup o kadar yaşlımıyız be diye sinir olmuştum, şöyle bi düşününce bu 37 senenin 10 senesinde bu blog bir şekilde varmış. Her ne kadar çizim blogu olarak açıp amacından bayağı bir saptırmış olsam da buranın bana iyi geldiği çok zaman oldu. Geçmişe dönük eski sayfalara doğru bakınca bunu da mı yaşamıştık dediğim zamanlar az değil. Nedense son zamanlarda biraz trafik de almaya başladı, bu durum biraz tadımı kaçırsa da henüz ortalık hala süt liman sayılır. Muhtemelen Blogger kapanana kadar devam ederim gibi geliyor içimden şöyle bir düşününce. 
     2014 gibi başlamıştım çizime, 2016'da blogu açtım, hemen hemen bir sene sonra da Urban Sketchers İstanbul'u kurduk. Yavaş yavaş USk İstanbul'da 10. yaşına doğru ilerliyor. Oraya da bir dolu macera sığdırdık. Şimdilerde o eski 7-8 kişilik buluşmalarımızı özlüyoruz. Tahminlerimizin ötesinde büyüdü, artık 30-40 kişilik buluşmalara şaşırmayı bıraktık. Bu buluşma haftaiçi olunca biraz o özlediğimiz eski buluşmalar gibi oldu, okulumuzu da özlemişiz. Eskiden Taşkışla'dan ders alma fırsatlarını asla kaçırmazdım, o zamanlar Maslak Kampüsü'müz çöl gibiydi. Böyle iki nostaljiyi bir arada yaşadığım ilginç buluşmalardan biri oldu. Çizim yapmayı çok istememe rağmen o kadar takatsizdim ki bir şeyler karalayamadım bile, yine de mezun kartlarımızın çalıştığını öğrendiğimiz tatlı bir buluşma oldu, okulumuza daha fazla uğramalıymışız.

16 Mart 2026 Pazartesi

Kılıç Ali Paşa Camii Çizimi

     En güzel resimlerimi nedense en kötü kağıtlara çiziyorum hep, özenle sakladığı kullanmaya kıyamadığım defterlerime o kadar kötü şeyler karalıyorum ki kahroluyorum bazen, bu deftere bunu nasıl yapabildin diye çıldırıyorum kendime. Burada da durum tam tersi, cidden uzun zamandır bu kadar hoşuma giden bir çizimim olmamıştı, nasip ama yine bu deftereymiş. Boyasa mahvolacağına emin olduğum için şimdilik bu şekilde bırakma kararı aldım çizimi, kim bilir belki biraz zaman geçince boyamayı denerim.

15 Mart 2026 Pazar

USk İstanbul Tophane Buluşması(07.03.2026)

     Buluşmalara biraz uzunca bir ara verince bayağı özlediğimizi hissettiğimiz bir buluşma oldu Tophane buluşması, ilk defa da bu kadar güzel bir ekip fotoğrafımız oldu. Normalde asla bu kadar oranlı bir fotoğraf çekenimiz olmuyordu. Bu sefer artık profesyonel destek aldık. Buluşma günü hıyarın biri çeşmenin yukarıdaki fotoğrafta görünmeyen yüzünde bulunan teknenin içinde ateş yakmıştı. Simsiyahtı çeşmenin o tarafı, sinirden kudurduk baktıkça. Sanırım o sinirle ve biraz da sorumluluk bilinciyle bir sürü güzel resim çizdik, güneş de hafiften yüreklerimizi ısıtınca yerimizden kıpırdamak istemedik.

6 Şubat 2026 Cuma

USk İstanbul St. Antuan Kilisesi Buluşması(28.12.2025)

     Hayatımda ne zaman bir şeyleri yoluna sokmayı nihayet beceriyormuş gibi hissetmeye başlasam bu hissin yoğunluğu ölçüsünde dağılıyorum etrafa. Aralık ayı cidden güzel geçiyordu, Hobby Boss'un 1/48'lik TA-7C kitini ay başında bitirmiştim. Ay içerisinde sevdiğim rotalara gittim, hatta iş hayatımda ilk defa doğup büyüdüğüm yer olan kendi şehrimde bir şantiyeye gitme fırsatı buldum. Üstüne bir de arazi çalışmaları esnasında arada Ankara Etimesgut Türk Hava Kuvvetleri Müzesi'ne yolum düştü, sonunda TF-102'mi gördüm canlı canlı. Çok sevdiğim ve neredeyse bir yıldır görüşemediğim arkadaşlarımla hasret giderdim. Derken ay sonunda çizim ekibiyle çok tatlı bir yılbaşı partisi yaptık, bayağı eğlendik. Tüm ay boyunca planladığım şeylerin neredeyse tamamını yaptım, bir sürü şeyi toparladım falan diye  düşünürken bir yandan da bir şeylerin gelmekte olduğunu hissediyordum. Ay sonunda planda hiç olmayan bazı haberlerle sarsıldık. Halen devam eden ve bir süre daha edeceğini düşündüğüm bir hastane süreci varmış kaderimizde. Sonrasında hastane süreçleri devam ederken şirketimizin de bana bir sürprizi olduğunu öğrendim, şantiyeler azalınca iki haritacı fazla gelmiş anladığım kadarıyla gözlerine, işten çıkarıldım.

     Bazen muhabbetin ortasında rastgele biri sorardı geçmişe dönmek ister miydin falan diye, hiç de umrumda olmazdı. Para verseniz dönmem dediğim zamanlar da olmuştu bazı dönemlerim için. Bu sefer hayatımda ilk defa yürekten bir biçimde geçmişe dönebilmeyi arzuladığım bir ruh halindeyim. Bu buluşma önceki hayatımın son günlerinden biriymiş, her şeye rağmen güzel anılar rafına kaldırılmayı sonuna kadar hakeden bir buluşmaymış. Umarım gelecekte yine bu rahatlıkta düzenlediğimiz buluşmalarımız olur.

24 Aralık 2025 Çarşamba

2025'in Güzelleri

     Artık bu blogda bir klasik haline gelmiş olan senenin güzelleri yazı dizisine başlama zamanları geldi çattı. Baştan belirtmeliyim ki bu sene modelcilik açısından hiç de fena bir yıl olmadı. Yaptığım kitler sevdiğim uçaklardı ve birazdan bahsedeceğim bir tanesi haricinde gayet tamin edici kitlerdi. Bu sebeple kendi adıma bu seneyi modelcilik açısında on üzerinden yedi-sekiz arası bir puanla değerlendiriyorum. Şimdi hızlıca kitleri anlatmaya başlıyorum.

23 Aralık 2025 Salı

Ankara Hava Kuvvetleri Müzesi Ziyareti - 23.12.2025

     Bu sene zor bir sene oldu benim için bir sürü şeye zihnen kendimden çok uzaklarda yakalandım, son birkaç senede kendimi biraz salar gibi olmuştum. Bana bu kadarı bile bana fazlaymış, kendime zor gelebildim fakat bu mücadele yaşanmaya devam ederken şahsi havacılık dünyamda güzel şeyler de oldu. Yıllardır yapmak isteyip bir türlü fırsat bulamadığım bazı şeyleri bu sene gerçekleştirebildim. Bunların ilki Sivrihisar Hava Gösterileri oldu. İlk önce çok değer verdiğim arkadaşım Tora Benzeyen'in gazıyla gösterilere katıldık. Sonrasında sorumlusu olduğumuz şantiyelerden birine giderken yolumun hemen üstünde olunca müzeye de tekrardan uğrama fırsatı buldum. Müzede görmeyi hayal ettiğim kuşları havada gördüm, dinledim.

5 Ekim 2025 Pazar

SHG Airshow 2025 İzlenimleri - 15 / Final

     Bazı anların zihninizdeki o granit kayalara çelik keskilerle kararlılıkla kazındığını hissedersiniz ya işte bu gösteriler de öyleydi benim için. T-28 Trojan, P-51 Mustang ve Spitfire’ı aynı anda gökyüzünde görmek, kelimelerin ötesinde bir deneyimdi. Bu piston efsanelerinden herhangi birini tek başına statik olarak sergileniyor halde görmek bile günüme anlam katardı, ama üçünü birden kol uçuşu yapıyor halde görmek bambaşka bir şeydi.

     YouTube’da saatlerce “cold start” videoları izleyebilen biri olarak motorların sıfırdan çalıştığı o anda orada bulunmak, motorların nefes almaya başladığı o saniyeleri birebir duymak, ilk kükrediği anda egzozdan çıkan kara dumanları görmek neredeyse ruhani bir tecrübeydi.Yakıt kokusu, titreyen zemin, motorların metalik kükremesi… Bunları ne yazık ki basit bir kamera ile yakalama imkanım yok, yine de elimden geleni yaptığıma şüpheniz olmasın. Umarım bir gün sizler de izleyebilirsiniz bu üçlüyü.

4 Ekim 2025 Cumartesi

SHG Airshow 2025 İzlenimleri - 14 / North American Mustang P-51D "Ferocious Frankie"

     İçinizden hiç "vay vay vay vay" diye yüksek sayılabilecek bir sesle vayladığınız oldu mu? Benim arada oluyor. Bu arkadaşı görünce refleksif olarak içimden "vay vay vay hele" sesleri gelmeye başladı. İnsanlar neler yapmış yahu dedim, hâlâ şaşırıyorum bunları nasıl yaptığımıza. Daha ekip biçmeye 14-15 bin sene önce başladık, düşünsenize en iyi ihtimalle 200 bin sene dağlarda bayırlarda koşturduk. Son birkaç bin yılda neler yapmışız, baksanıza şuna. İnanılmaz güzel bir şeydi. Ben bu uçağın maketini hep 1/72 ölçekte yaptığım için böyle küçük, tatlı bir şey sanıyorum. Videolarda falan da çok anlaşılmıyor tek başınayken ama yanına varınca, tüm ilkel dürtülerimle "Tanrım, bağışla kulunu, bu ne?" diyerek çözülen diz bağlarımı toparlamaya çalıştım. Aynı Spitfire’da olduğu gibi motorunun titreşimini yüreğimde hissettim. Hayatımda ilk defa başıma şöyle bir şey geldi, videonun 0:28. saniyesindeki kısmına bakarsanız, cold start sonrasında titreşimlerden kamera bile etkileniyor. O kadar tatlı bir blurluk geliyor ki motorun devri arttıkça…Umarım tekrar havada görme fırsatım olur bu arkadaşları. Tarifsiz bir andı. Kesinlikle 1/48 ölçeğini yapmalıymışım bu uçağın. Gerçekten Merlin Engine de Merlin Engine'miş...

3 Ekim 2025 Cuma

SHG Airshow 2025 İzlenimleri - 13 - Supermarine Spitfire MK.IX

     Bazen çok istediğiniz şeylerin gerçekleşmesi arkasında garip bir sessizlik bırakabiliyor, bu uçağı havada görmek de öyleydi benim için, rüyama dokunmuş gibi hissettim kendimi. O kadar istiyordum ki bu uçağı havada görmeyi, o Rolls-Royce Merlin motorunun kükremesini kulaklarımla duyabilmeyi. Sonra çok garip bir hisle doldu içim, ölmeden yapılacaklar listemden bir madde daha eksilmişti, bir madde daha mı yaklaştım dedim sona. İçinizden bazıları videodaki bazı sahneler için "lan burada uçak bile görünmüyor, bu kısmı niye kırpmadın?" diye serzenişte bulunabilirsiniz arkadaşlar ama sesi o kadar güzeldi ki, kıyamadım kesmeye, benim gibi manyaklar için böyle anların kesilmesi hakaret demek. Her şeye rağmen dediğim gibi bublar hep benim kişisel online arşivim, belki siz de paylaşmak isterseniz hissiyle paylaşıyorum.