16 Mayıs 2021 Pazar

Yalova Gacık Köyü Manzarası

 

     Üç resimden oluşan serinin son resmi de işte bu gördüğünüz resim. Bu resmin ardından eğer vakit ayırabilirsem bir adet defter incelemesi ve birkaç adet kit incelmesiyle bu ayı kapatmak niyetindeyim. Her ne kadar hala daha dışarıda özgürce fink atamıyor olsak da blogu tamamen boş bırakmak istememekteyim. Blogun beşinci yılını da geride bıraktığımız şu günlerde "Acaba bu blog altında çizim haricinde şeyler paylaşmasam daha mı iyi olurdu?" sorusu sürekli beynimde yankılanmaya devam ediyor, bu minvalde seyleri direkt olarak duymasam da hissettiğim oluyor çok çok az sayıdaki takipçilerimden. Açıkçası haksız da değiller, bence de blogda sadece çizimle alakalı konuları işlesem daha iyi olabilirdi, ancak çok severek takip ettiğim blogların yıllar içerisinde geçirdikleri evrimi gözlemledikçe bunun blogun geleceği için çok da avantajlı olmayacağını düşünüyorum. Sevdiğim birkaç bloggerın ayrı ilgi alanları için açtıkları farklı blogların bir süre sonra paylaşım oranlarının azaldığı ve içlerinden bazılarının zamanla canlılığını yitirdiğini gözlemledim. Bu yüzden ilgi alanımda olan her konuya ayrı ayrı sayfa açıp ilgilenmektense hepsine burada yer vermeyi kendi adıma uygun buldum. Böylelikle bir şekilde sorumluluk hissettiğim için hem çizim yapmaktan kopmuyorum, hem de ürettiğim şeyler arasında bir bağ kurarak öğrendiklerimi farklı alanlarda işime yarayacak hale getirebiliyorum. Bu konuda eğer varsa buraya kadar sabredip okuyan kahraman ademoğullarının düşüncelerini de merak ederdim doğrusu. Eğer hayatınızda herhangi bir şeyi değiştirmeyeceğine emin olduğum bu yazıyı bile sabredip okuma eyleminde bulunduysanız lütfen düşüncelerinizi aşağıya belirtin.

11 Mayıs 2021 Salı

Hayaletli Ev

     İlkokula başladığım günlerde okul yolu üzerinde, tam köşede küçük bahçeli bir ev vardı. Bu evin en garip özelliği etrafta her zaman bir yaşanmışlık olmasına rağmen asla ve asla orada yaşayan kimseyi görmemiş olmamızdı. Değişik saatlerde evin etrafında olmamıza rağmen karşımıza ev ahalisinden kimse çıkmamıştı. Ancak garip bir biçimde evin etrafından insan izleri de eksik olmuyordu. Bir şekilde camlar hep temizdi, küçük bahçeyi otlar sarmıyordu. Yine de pencereler hep karanlıktı, içeride kimseler görünmüyordu. Aynı yolu paylaştığım arkadaşlarla bu konunun içinden çıkamayıp evin adını hayaletli eve çıkarmıştık. Her çocuk gibi biz de bunu bir yerden sonra gerçek sanmaya başladık. Evin yanından yalnız geçerken içimiz ürperiyor, adımlarımız hızlanıyordu. Resmini yaptığım bu artık terk edilmiş barakayı çizerken de aklım o günlere gitti. Hatta daha da fazlasını yaptım ve Google Earth sokak görünümünden evi de buldum tekrardan. İlginç bir biçimde hemen hemen değişen hiçbir şey yok. Hatta rengi bile aynı duruyor. Hatırasını yaşatmak adına evin de görüntüsünü aşağıya bırakıyorum. Kim bilir belki hala evin yanından geçen çocuklar ufaktan tırsıyordur.



 

9 Mayıs 2021 Pazar

Tepedeki İnek

     Geçen sabah yine bir arazi ölçmesi için yola çıkmıştık. Güneş ortalığı yeni yeni ısıtırken baharla yemyeşil olmuş bir tepenin üzerine bayağı iri bir inek uzanmış, güneş sırtına tatlı tatlı vururken manzaraya doğru bakıyordu. O an ineğin bakışları o kadar bilgece geldi ki anlatamam. Hayvan sanki hayatın sırrını yıllar önce çözmüş gibiydi. Arabayla tepenin yanından geçerken o birkaç saniyelik sürede belki de hayatımın en güzel sahnesine bakıyordum. Ne yazık ki o sahneyi buraya taşımak mümkün olmadı. Onun yerine ben de arazide karşılaştığım bu iş makinasını huzurlarınıza taşıdım. Bir inek kadar bilge olan diğer bir şey varsa o da arazide terk edilmiş bir iş makinasıdır. Eğer kulak verir dinlerseniz eminim sizlere anlatacak birçok şeyi olacaktır.