15 Mart 2021 Pazartesi

Bilinmeyene Yolculuk

     Bir şeyler karalarken-yazmanın aksine- kendi içimde çok daha derinlere gömüldüğümü fark ettim. Orada bir yerde olduğundan haberimin bile olmadığı anılarımın zihnimde olmadık şekillerde canlanabildiğini gözlemledim. Bu resmi çizerken buna benzer bir ruh haline bürünmediğimi söylersem eminim sizlere karşı kötü bir yalancı durumuna düşmüş olurum. Belki de uzun bir zaman sonra antrenmansız bir biçimde çizim yaparken sabit bir vaziyette saatlerce kasılmış halde durmam sonucu oluşan kas ağrıları yüzünden eskiden gördüğüm karabasan rüyalarını hatırlamış olabilirim. 
   Üniversite yıllarına kadar bu durum beni inanılmaz derece rahatsız ediyordu. Karanlık gecenin tam ortasında gelen tiz bir çınlama sesiyle uyanıp kendimi nefes alamaz ve hareket edemez halde bulup, çaresizce etrafımda beni duyabilecek herhangi bir ademoğluna seslenmeye çalışıyordum. İlk zamanlardan beri bu durumu duyan büyüklerden gelen "yatmadan önce felak-nas oku evladım" kabilinden ruhani yaratık kovma yöntemlerinin hiçbiri kar etmiyordu. Kim bilir belki yaratıklar farklı kurumlara mensup olduklarından onlara işlemiyordu bu vuruş gücü yüksek silahlar. Bu durum yıllarca devam etti, lise yıllarında artık kendimi yüzlerce yıllığına lanetlenmiş bir homo sacer gibi hissediyordum. 
  Sonra üniversite hazırlık sınıfında ilk dönem sonunda gece yarısı her zaman kullandığım seyahat firmasının yazıhanesinde memlekete dönüş otobüsümü beklerken gözüm en az bir haftalık gazetenin hafta sonu ekindeki başlığa takıldı. Başlık uyku felciydi ve başlığın altındaki yazıda uyku felci denen durumdan bahsediyordu. Meğerse uykuda yaptığımız hareketleri gerçekte yapmıyor olmamızın gayet mantıklı bir sebebi varmış. Gece beyin gereksiz maceralardan bizi kurtarmak adına bedenin şalterini tamamen indirdiği için bir şekilde şahıs bedeninden önce uyanırsa kendini hareket edemez bir halde buluyor ve bu durumun sebebi olarak da çeşitli birçok kültürden insanlar karabasanvari ruhani yaratıkları suçluyordu. Bu yazıyı okuduktan sonra sanırım gerçek manada ilk aydınlanmamı yaşadım. Konuyu orada bırakmadım, elimden geldiğince araştırdım ve kafamdaki tüm soru işaretlerine bir bir cevap buldum. Bu olayın hemen birkaç gece sonrası aynı şeyleri yaşarken adeta kahraman bir şövalye gibiydim. Zırhım ay ışığı altında parıldarken ben sükunetle kendimden emin bir biçimde uykuma devam ediyordum. Sonraki seferlerde bilinçli bir biçimde gözlem yaptım, aslında nefesimi falan engelleyen bir durum yoktu, sadece hareket edememenin verdiği panik vardı. Sesimle de alakalı bir sorunum yoktu çünkü henüz ağzım açık bile değildi. 
    Hala zaman zaman bu durumu yaşıyorum, özellikle son zamanlarda COVID-19 sonrası artan kulak çınlamalarıyla birkaç defa daha yaşadım. Sanırım çocukluğumdan bu yana sürekli gergin ruh halim ve bunun sonucu yerinden koparcasına atan kalbim yüzünden kulaklarımda uzun bir süredir bu çınlama problemim vardı. Kulak çınlaması problemi uykunun tam ortasında aniden bastırınca beynim bir şekilde kısa süreliğine uyanıyor ve bu durumun farkında olmadığım zamanlarda bu sesleri H.P. Lovecraft'ın kitaplarından fırlamış Yog-Sodhothvari yaratıkların boyut atlarken çıkardıkları sesler zannediyor ve delicesine korkuyordum. Çok sonraları iyice anladım ki; cevabını veremediğimiz her soruyu bilinmeyen varlıklara bağlamak o anda bizleri araştırma zahmetinden kurtarıp engin bir iradenin güvenli kolları arasına bıraktığımız izlenimini yaratsa da uzun vadede bedeli insan ruhunu derinden yaralayabilecek kadar acı verici olabiliyor. Eğer gerçekten aramaya cesaret edebilirsek yaşadığımız her sorunun bir sebebi var ve bu durumdan kendimizi ancak kendimiz kurtarabiliriz. Geriye kalan her şey ne yazık ki sadece kısa bir rahatlama yanılgısı ve zaman kaybı olmaktan öteye geçemiyor. 

 

2 yorum:

  1. Geçmiş olsun. Uyku felci denen rahatsızlığı bilmiyordum, öğrenmiş oldum.

    Ben de "kendimizi ancak kendimiz kurtarabiliriz" diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu bir rahatsızlık falan değil, insan bedeninin binlerce yıllık evrimi sonucu oluşan prosedürlerden biri. Kendimiz bir şeyler yapmaya karar verene kadar dünyayı daha güzel bir yer haline getiremeyeceğiz galiba.

      Sil