25 Temmuz 2017 Salı
Resimler ve Hikayeleri
Her resmin hikayesi güzel olmayabiliyor. Özellikle bugünlerde hemen hemen her resim bana sıkıntılı bir zaman dilimini hatırlatıyor. Bu resim de öyle olacak. Bu sabah motorsiklet selesine dahi oturmuşluğum olmasa da, severek takip ettiğim Barkın Bayoğlu'nun vefat haberiyle güne başladım. Haberin kesinleşmesi biraz zaman aldı, halen daha inanmakta güçlük çekiyorum. Umarım bu durum onun için yeni ve güzel bir şeyin başlangıcına dönüşür. Yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum. Yapılan açıklamaya cenaze Çengelköy Kerem Aydınlar Camii'nde ikindi namazına müteakip kaldırılacakmış.
24 Temmuz 2017 Pazartesi
Ağustos Böceği (My Cicada Friend)
Bugün blogda çok özel bir konuğumuz var, kendisi masallarımızın tembel kahramanı Ağustos Böceği. Haftasonu bu böcek korosunu dinlerken, içlerinden birini çizme düşüncesi aklıma geldi. Ufaklarından birkaçını dallar üstünde yakaladım fakat yaklaşınca hızla uzaklaştılar. Sonra karşıma videodaki arkadaş çıktı. Arkadaşlarına göre baya baya büyük olan bu canavar, büyük olmanın verdiği üşengeçlikle heralde, kendisini çizmeme izin verdi. İşte benim çizmiş olduğum resim de burada.
Today we had a very special guest, remember the laziest character in tales. Last weekend, when I listen to that bug chorus, want to try drawing one of them. Small ones escaped very fastly and that gigantic friend didn't move. So first I captured that video for you and then try to draw it. I hope you love it.
18 Temmuz 2017 Salı
USK Symposiunm (ONE WEEK 100 PEOPLE)
Başlamadan hatırlatmak istedim, bu ayın 17-21 günleri arasında USK sempozyumu başlıyor. Her ne kadar katılamasak bile çoğu içerik artık internet üzerinden paylaşılıyor. Bazı workshoplar, seminerler geçen seneden beri Youtube'da yayınlanıyor. Geçen sene seminerlerdeki konular çok ilginçti, bu sene de güzel şeyler var gibi. Figür çizimi hususu demek ki bir çok insanda sorun ki bu sene sempozyumun adı da ONE WEEK 100 PEOPLE olmuş. Bakalım bu sene neler göreceğiz.
Başa Dönmek(Return To Beginning)
İnsan bazen başladığı noktaya geri dönmek isteyebiliyor. Çizim konusunda bu aralar yapmak istediğim tam olarak bu. Mühendis olmak iş dışında zaman zaman hayatı insana dar edebiliyor. En ufak iş bile başladığınız haliyle kalamıyor, dallanıp budaklanıyor ve bir yerden sonra tamamen sizin kontrolünüzden çıkıp kendi standartlarını yaratıyor ve başlangıçtaki sadelikten eser kalmıyor. İşin aslı çize çize artık bazı şeyleri artık bir standarda oturttum. Bu standartlar beni mutlu da ediyor fakat kimi zamanda bu kurallara uyma zorunluluğu yüzünden çizim yapmaya üşenebiliyorum. Yahut da çizim yaparken ciddiyet biraz öne geçiyor ve çizim yapmanın verdiği haz geri planda kalıyor. Bu nedenden ötürü bu aralar başladığım noktaya geri dönmeyi kendi adıma yararlı buldum ve en başta olduğu gibi son kalan birkaç Aniki'den birinin paketini yırttım ve hemen önümde olan masamı ilk sayfasına çizdim. Şimdilik büyük defteri kendime yasaklıyorum. Bu ara bir şeyi kayıt altına almaktan ziyade sadece zevk almak için çizmek istiyorum.
Sometimes people want to go back to where they started. That's exactly what I want to do with drawing. Apart from business, being an engineer sometimes can make your life terrible. Even your smallest jobs can not stay as it is, it grows and grows and finally, it becomes completely out of your control and creates own standards. and it does not become the work of simplicity at the beginning. Then it loses the purity at the beginning. These standards generally make me happy, but sometimes I am too lazy to draw because of the obligation to comply with these rules. When I drawing, the seriousness goes a little ahead, and the pleasure of drawing stays behind. Because of this reason, I found it useful to go back to the point where I started and unpacked one of the last few Aniki books as it was at the beginning, and drew my table immediately on the first page. I forbid the big book for now. I just want to draw something for the sake of enjoying it rather than recording it.
15 Temmuz 2017 Cumartesi
Ağır Vasıtalar ve Ben (Heavy Vehicles and Me)
Sabahları servis beklediğim yerin hemen karşısı artık bir kamyon cenneti. Farklı farklı boyut, çeşit ve marka kamyonların park ettiği bir alana dönüştü son bir iki senedir. Sabah beklerken içimde kamyonlara karşı garip duygular uyanmaya başladı. Onlar değil miydi İstanbul Fetih kutlamalarında anlı şanlı geçitler yapanlar, yeni Türkiye'nin temelini atanlar. Biz kim oluyorduk da o kamyonlardan nefret ediyorduk ve onlara adeta bir canavarmışlarcasına nefretle bakıyorduk. Bu ruh haliyle hemen deftere sarıldımve bir kaçını ölümsüzleştirmek istedim. Ne hikmetse her sabah başka model ve boyutta kamyonlar parkediyordu. Her neyse dedim içimden, her kamyona ayrı bir sayfa ayırdım ve her kamyon değişiminde diğer bir sayfaya geçip, ertesi gün benzer bir model bulup çizeceğime inanarak başka bir sayfaya geçtim. Aradan geçen koca yedi iş gününde sadece bu tırı tamamlayabildim. Diğer üç kamyon yarım bile kalamadı. Onca emek çabaya rağmen sadece bu resim bitti. Yemişim kamyonunu dedim içimden, kamyonu batsın. Zaten sokakta yürüyemez olduk, trafik desen berbat. Bu şartlar altında mümkün mü dostlarım kamyonları sevebilmek?
11 Temmuz 2017 Salı
Tekirdağ, Şarköy, Mürefte Limanı (Murefte Port, Tekirdag)
Uzun süredir çok çizim yapmak istememe rağmen dışarı çıkmak içimden gelmiyor. Hangi tarafa dönsem ayrı bir saçmalık. Uzun zamandır sevdiğim insanlarla sevdiğimiz şeyler üzerine konuşmayı bile bıraktık farkında olmadan. Bir şekilde laf dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyor. Filmleri, kitapları, kalemleri, defterleri ve daha bir sürü güzel şeyi konuşmak varken hayatımız hergün aynı şekilde ülke siyasetindeki saçmalıkları konuşmakla, yediğimiz kazıkları tartışmakla geçiyor. Arada bir nefes almamızı sağlayan kanalları da yıllardır bir bir, özenle tıkıyorlar. Bir yandan sürekli ölen insanlar var. Bu kadar şeyin ortasında birşeyler yapmaya çalışmak çok yorucu.
27 Haziran 2017 Salı
İstanbul Akvaryum'da Çizim
Tatili güzel değerlendirmek adına eşimle birlikte Florya'da kurulan büyük akvaryuma gitmeye karar verdik. Planımız aslında çok güzeldi fakat kalabalığı hesaba katma olanağımız yoktu. Her neyse çantamızı yapıp yola düştük. Birkaç aktarma sonrasında akvaryuma vardık. Başımıza gelecek olanları görsek büyük ihtimalle kapıdan dönerdik, fakat öyle olmadı. Adeta bir akıntıya kapılmışcasına kaderin bize hazırladığı felakete doğru gidiyorduk.
İçeride aklı mantığı yerinde her insanı delirtmeye yetip artacak kadar sinir bozucu bir kalabalık vardı. Bu kalabalığın muhteviyatındaki en sinir bozucu unsur tabiki de çocuklardı. Sürekli koşturup ayağınıza basan, balık gördükçe tankları tekmeleyen, sürekli ciyaklayan bu garip yaratıklardan hiç hazzetmiyorum. Hayatlarında hiçbir haltı becerememiş insanların ne yazık ki ülkede tek tatmin yolu çocuk yapmak olduğu için, bu çocuklar müzede, tiyatroda, filmde size hayatı dar edebiliyor.
Akvaryumu bize dar eden ikinci grup ise bunların velileriydi. "Göster amcana pipini" diye diye çocuk büyüten insanlar, ne yazık ki çocuğunun her taşkınlığına onay vermenin ötesinde "Aferin benim aslanıma" tavırlarıyla etrafta koşuşup duran çocuklarının arkasından insanlara çarpa çarpa, bebek arabalarıyla ayaklarınızın üstünden geçe geçe ilerliyorlardı.
Üçüncü sinir bozan grup bu baştaki iki grubu da içine alan "Selfie" insanlarıydı. Bütün bir akvaryumu telefonlarının ekranlarından izlediler. Ekrandan başlarını kaldırdıkları yegane zamanlar selfie çekim zamanlarıydı. Bu sebepten ötürü bizler de tankları görmekte çok zorlandık. Çünkü her tankın önünde bir sürü insan fotoğraf çekilmek için sırtını dönüyor ve tankı kapatıyordu. Yani hiç kimse tanklara bakmıyordu.
Bu insanların umurlarında olan tek şey o tankın önünde fotoğraf çekilmekti. Kişi başı elli liraya yakın para verip, geliş sebebi olan akvaryumlara bakmadan hızlıca fotoğraf çekilip çıkan bu kalabalık gerçekten çok ilginçti. Üzerlerinde çalışmak isterdim. Birde Arap turistler vardı, o konuya girersem çıkamam, bu yüzden girmiyorum.
Bu kadar insan arasında bende çizim yapabileceğimi sandım, evet, bunu ciddi ciddi düşündüm. Fakat sadece bu resmi çizebildim. Yerin altında, dar tünellerde, güneşin altında, ıslak ve soğuk yerlerde, yağmurda bir sürü farklı yerde çizim yapmaya çalıştım, fakat bu kadar çile çektiğimi hiç hatırlamıyorum. Çocuk çığlıkları, ter kokusu, sıcak ve rutubetli ortam şartları, sürekli ayağınızın üstünden geçen bebek arabaları ve daha bir sürü şey. Kendime burada çizim yapmaya çalıştığım için ettiğim küfrün haddi hesabı yok. Sinirden defteri kemirmeye başlamama az kalmıştı ki eşim kolumdan tutup bizi sinirle dışarı çıkardı. Bir milet düşünün ki bu kadar kutsadığı şehrini, milyonlarca insanın ayakları altında çiğnetip, resmen ona tecavüz ediyor, ettiriyor. Çizim yapacak sakin bir yer bulamıyorum artık. İnsanlar İstanbul'da yürüdüklerinin farkında değiller. Bazen defteri kalemi fırlatıp atasım geliyor insanların kafalarına.
24 Haziran 2017 Cumartesi
Kompozisyon Gridi Yapımı (DIY Composition Grid)
Sonunda kabullendim, elimin ayarı gerçekten yok. Daha fazla gurur yapıp kendimi kandırmanın ne bana, ne de başkasına yararı var. Bu sebepten artık yapılması gerekeni yapmaya karar verdim. Elime 5 mm'lik en kalınında iki parça mukavva, biraz tutkal ve dört adet lastik alıp, başladım çalışmaya. Tam bu noktada, bu malzemelerin ne işime yarayacağını sorabilirsiniz. Hemen anlatayım, çizim yaparken eğer sizde benim gibi çizim objenizi sayfaya kompozisyon kuralları çerçevesinde oturtmakta zorlanıyorsanız, bu malzemeler sizin de ilacınız olacaktır. Ben bunlardan bir kompozisyon gridi yapmayı planlıyorum.
Aslında bu gridler perspektifin keşfinden önce de ressamlar tarafından yoğun olarak kullanılıyormuş. Burada ben kompozisyon açısından en uygun görülen, üçlerin kuralı denen bölümlendirmeyi kullandım. Uğraşmayı sevenler için farklı farklı bölümlendirme şekilleri mevcut. Çizimle de anlatmaya çalıştım aşamaları. Şimdilik sadece bu kadar yazıyorum, kullandıkça daha da detaylı olarak anlatmaya çalışacağım.
Finally, I accepted that my hands are unadjusted for drawing. No need for me to fool myself about that. At this point, noticed that insisting about that won't be good for me so that I decided to do what I must do. Then grab some cardboard, elastic bands and glue to make this composition grid. This tool was used by many old painters before someone discovered the rules of perspective. Now we can use that for adjusting our pages with composition rules. Here a little drawing about how I did this tool.
14 Haziran 2017 Çarşamba
Tren Beklerken (Waiting For The Train)
İzmir çizmek istediğim birçok yapıya ev sahipliği yapan şehirlerimizden bir diğeri, öteki ise Edirne, ikisinde de çizim yapmak için yeterli zaman hiç bulamadım. İki şehre de farklı amaçlarla gittiğim her seferinde, sadece karalama düzeyinde birşeyler yapma fırsatım oluyor hep. Burası Basmane civarında bulunan tarihi binalardan birisi. Küçükken birileri evimiz Basmane'ye çok yakın, yahut dibinde gibi cümleler kurduğunda hep onları bu binalarda yaşıyorlarmış sanırdım. Eski bir dostu görünce çizmeden edemedim.
İzmir one of the city that hosting many interesting building to draw for me, other one is Edirne, but i couldn't have enough time for drawing in these cities. This time was also same, before passing to Manisa, i want to use railway and when i waiting for my train, sketched this building.
11 Haziran 2017 Pazar
Hafta Sonu Çizimleri (Weekend Sketches)
Çizmekte en çok zorlandığım objeler genellikle, silindirik, elipsoidal yahut küreye yakın olanlar. Halen daha bu objeleri çizme konusunda kayda değer bir mesafe kat etmiş değilim. Bu sebepten çok sevmeme rağmen hala uçakları istediğim gibi çizememekten yana şikayetçiyim. Bu resimleri pek paylaşmaya gönlüm olmasada kendi gelişimimi gözlemlemek adına, burada bulunmasının güzel olacağına inanıyorum.
The objects that most challenging ones for me to draw are generally cylindrical, ellipsoidal or nearly spherical ones. I still haven't been able to increase my abilities to draw such kind of these objects yet. Although I like them so much, I still got trouble because I couldn't draw those beautiful aircrafts as I want to. The reason why I want to share these terrible pictures in here is to see my evolution by the time.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











