11 Eylül 2017 Pazartesi

USK Istanbul III. Eskiz Buluşması(USK Istanbul III. Sketch Walk)

Dün USK İstanbul grubumuzun 3. eskiz buluşması vardı. Bu sefer durağımız Ayasofya Camisi ve sonrasında Topkapı Sarayı idi. Ben buluşmaya erken gitmeyi adet edindim. Yavaş çizdiğim için bir resim fazladan çizmiş oluyorum ve akşam çantamda fazladan bir resim daha olması beni mutlu ediyor. Ek olarak çalışma şartları insana hobilerine ayıracak zaman pek bırakmadığı için bu çizim buluşmalarında daha fazla çaba göstermeye gayret ediyorum.
     Today, our USK Istanbul group had the 3rd sketch walk. Our first stop was Hagia Sophia Mosque and then Topkapı Palace was next station. I was forced myself to go early to meeting because sometimes I drew one or two extra picture. I draw slowlier than my mates and it makes me happy that there is more picture in my bag in the evening.
 
     İlk resmimi Ayasofya önünde yaptım. Yerinde çizerlik olarak adlandırabileceğim ilk çalışmayı da 2010'da yine aynı yerde yapmıştım. Ayasofya'yı defalarca da çizsem herhalde sıkılmam, fakat bu seferde içinde çizim yapmaya müsait bir ortam yakalayamadık. Dışarıdan çizmekle yetindik. 
     I made my first USK picture in front of Hagia Sophia. I did the first work I could call urban sketching drawing in the same place in 2010 as well. Even I drew Hagia Sophia for several times, didn't get bored to draw it next time.


Sonrasında sarayın avlusuna geçtik. İlk çalışmamız Aya İrini kilisesi oldu. Sonrasında iç avluya doğru devam ettik. Bazı resimler gerçekten kötü de olsa en azından "Acaba çizebilir miyim?" korkusunu yenmek adına, yabancı olduğum sahneleri çizmeye uğraşıyorum. Müzeden çıkmadan bir de içerde mutfak bölümünden bir salonu çizmeye çalıştık. Bu sefer insancıkları da çizmeye uğraştım, İnsanlar sahneye yaşanmışlık ve gerçeklik katıyor. Bu sebepten çizimlerime daha fazla insan eklemek istiyorum
     Then we passed the palace courtyard. Our first study was the Hagia Irini church. Then we continued towards the inner courtyard. In these sketchwalks, best thing for me is to courage ourselves to draw the things or scenes that normally never try them to draw. Before we left the museum, we tried to draw one last picture in the kitchen area.


4 Eylül 2017 Pazartesi

Uğraşılarımızın Etkileşimleri (Interaction Of Our Hobbies)


     Eminim sizinde uğraştığınız farklı işlerin birbirine etkisi oluyordur. Henüz bitirmiş olduğum bu M4 Sherman'dan geriye biraz astar ve boya kalmıştı. İşsizlik bazen insana güzel şeyler yaptırıyor. Standart siyah paletime biraz renk katmak istedim. Elimde bir miktar II. Dünya Savaşı Amerikan tanklarında kullanılan "Olive Drab" yeşili ve astar boyalar kalmıştı. Paleti aldım ve yeşilin üzerine astar boya ile kamuflaj desenlerini yaptım. Tabi bunu yaparken patafix ile maskeledim. Sonrasında vernik aşamasına kadar herşey çok güzeldi. Kullandığım vernik çalışmayı başarılı bir şekilde sonlandırmama engel oldu. Yinede ben bu çalışmayı beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim. Tamamladığım kocaoğlan da yukarıda, o da fena sayılmaz.
     I am sure that the different things that you are dealing with have some effects on each other. I've just finished this M4 Sherman tank and a little surface primer and paint left. Then I wanted to add some color to my standard bijou black watercolor box. After I finished the scale model, I applied "olive drab"-which is mostly used color in WWI American tanks- on the surface and after that painted camouflage pattern with the masking technique. Everything was so beautiful until the varnishing stage. The varnish I used frustrated me, but I like the result and want to share it with you.



3 Eylül 2017 Pazar

Sketches From II. USK IStanbul Sketchwalk


     Bayağıdır gemi ve uçak çizenlere içim gidiyor. Çizdiğim uçaklar berbat olsa da hissediyorum, bir gün daha güzel uçaklar çizeceğim. Şimdilik sizinle en son eskiz yürüyüşünde çizmiş olduğum, boğazın nazlı hatunlarından birinin resmini paylaşacağım. Şimdiki yüzen avm'lere bakınca insan daha iyi anlıyor bu gemilerin değerini. 

     As I mentioned before, we -as USK Istanbul crew- started sketch walk tours last mount. These walks become very challenging for me. Even I afraid of drawing something, when I saw someone that trying to draw this hard scene, I also give a chance for myself and try to draw it.For me, ships and aircrafts are hardest objects to draw. This time ship was not bad, but aircraft was worse than terrible. I couldn't find any word to describe it.
     Koç Müzesi bir sürü iş arkadaşımıza ev sahipliği yapıyor. Bunlar içerisinde böyle bir ağır abi de vardı. Bide böyle "alayınızı süpürür atarım" pozları verince dayanamadım, hemen kaleme sarıldım. Her çizer gibi boyarsam kesin batırırım korkusuyla, boyamaya hala tırsıyorum.

     When I found my co-workers, don't leave them without drawing. Here one of them for you.


     Buluşmaya erken gitmenin en byük yararı işte bu, hazır milleri beklerken çizmiş olduğum Haliç sahnesi, sol taraf Yavuz Selim Camii, sağ tarafta ise Fener Rum Lisesi var. Aşağıda müze içerisinde çizmiş olduğum bir araba yer alıyor.

     The best part of arriving somewhere earlier than others is gaining extra drawing time. Waiting is an everlasting time of drawing source for me.


26 Ağustos 2017 Cumartesi

Suluboya Çalışmalarım (My Watercolor Works)


     Ara ara yapmış olduğum suluboya çalışmalarından ikisi. Çizimlerin üzerinden neredeyse bir ay geçmesine rağmen ancak tarayıp yükleme fırsatım oldu. 

     Two of my watercolor studies I've done occasionally. Although it took almost a month over the drawings, I had just found some time to scan and upload them.


Sketches Of First USK Istanbul Sketchwalk


     Geçen haftaki eskiz yürüyüşü çizimlerini ancak bu hafta tarayıp buraya koyabildiğim için öncelikle özür diliyorum. Beyazıt Meydanı'nda başlayan yürüyüşümüz esnasında, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi, Pertev Paşa Caddesi ve nihayetinde de Sokullu Camii'nde yapmış olduğumuz çizimleri umarım sizler de beğenirsiniz.


      I just scanned our first sketchwalk drawings in last week and put them to here. I'm very sorry about that, nowadays I drew lots of things but couldn't find some time to scan them. Our sketchwalk began at Beyazit Square and continued in Pertev Pasa Street than ended in Sokullu Mehmet Mosque, I hope you like it.



21 Ağustos 2017 Pazartesi

USK İstanbul'un İlk Eskiz Yürüyüşü


     Cumartesi gecesi sürpriz bir mesaj geldi telefonuma. USK İstanbul'un güzide üyelerinden biri olan Ahmet Bey pazar günü için bir eskiz yürüyüşü teklif ediyordu. Böyle bir teklif nasıl reddedilir ki. Hemen kabul ettim. Ertesi sabah çok erken saatte sorunlu da olsa buluşabildik. Beyazıt Meydanı'nda başlayan yürüyüşümüzü, Sokullu Mehmet Paşa Camii'nde sonlandırdık. Böylelikle ilk eskiz yürüyüşümüzü tamamlamış olduk. Güzel resimler çizdik, malzemelerden konuştuk, ne olacak bu urban sketcherların hali dedik. Sonrasında bir sonraki eskiz yürüyüşünü nereye yapabileceğimizden falan konuştuk. Benim için zevkli geçen bir gün oldu. Bir sonraki buluşmayı buradan da duyuracağım, sokakta çizim yapmayı seviyorsanız ve vaktiniz de varsa sizleri de bekleriz.

8 Ağustos 2017 Salı

Heyelan Alanı/Avalanche Location


     Yıkıcılıkları benzersiz düzeyde olan tabiat olayları kimi zaman insanlar için bir afete dönüşse de onların oluş şekilleri ve etkileri insanı kendine hayran ediyor. Bu sebepten ötürü kontrol ölçümlerine gittiğimiz bir heyelan alanını kaydetmeden geçemedim. 

     Even their destructive power, natural disasters always made me impressed because of their occurrence and influences. So that, a few days ago I want to record such a place. Here there is an avalanche location in my country. 

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Kontur Çizgileri Kullanmadan Resim Yapmak (Painting Instead Of Drawing)


     Dünyayı rahat durmayan insanlar yaşanır kılıyor. Tam herşeyin bittiğini düşünürken olmadık bir anda çıkıp aklınıza bir fikir sokuyorlar ve o andan itibaren işi gücü bırakıp tüm derdiniz, tasanız o iş oluveriyor. Bu insanların başında benim için o güzelim Aniki defterlerinin yaratıcısı Ali İkizkaya geliyor. Bir gazla yerinde çizerliğe başlattığı yetmiyormuş gibi şimdi de kontur çizgileri kullanmadan resim çizme işine girdik. İlk üç denemem tam anlamıyla faciayla sonuçlandı, sadece bu resim insan içine çıkabilir durumda. Bakalım ilerleyen günlerde burada daha iyilerini sizlere sunabilecek miyim? 

     Nowadays, I try to learn painting watercolor without drawing. First three-four job was very bad, but this one is relatively better. I want to share it with you.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Gemiler (The Ships)

Die Toteninsel-Arnold Böcklin
     Tarih boyunca insanlar gemileri hep hayalle gerçek arasına, yahut da hayatla ölüm arasında bir yerdeki suların üzerinde konumlandırmışlar. Eski dünyanın bir çok yerinde bu durumun yansımalarını görmek mümkün. Paganlarda, Antik Mısır'da, Hinduizm'de hep ölüm ve sonrası sürecinde bir gemi bulunuyor (Suyun üzerinde seyahat küçük, büyük tüm araçları bu grupta değerlendiriyorum sayın okuyucular). Hatta bazı uygulamalarda, ölüyü taşıyacak olan sandalcı arkadaşa-pek cimriymiş kendisi-, rüşvet kabilinden sikkelerin, ölünün gözleri üzerine konmasına kadar gitmiş bu olaylar zinciri. Bu yüzden gemilere ne zaman binsem sanki başka bir alemde karaya çıkacakmışım gibi bir hisse kapılıyorum. Geçen hafta öyle de oldu. Hiç aklımın ucundan bile geçmeyen bir olay beni bir iş çıkışı Üsküdar vapuruna bindirdi. Kötü de olsa o günden geriye defterimde bir resmin olması iyi oldu.

Don't you think ships are very magical? During the history our ancestor's put ships on a river between death and life or reality and imagination. Especially in the old world, you can see ships in many different death scenes. So that, I generally suppose, when I go on board to a ship, I'll go ashore in a different world or universe. So that, I always feel excited when I'm using city streamers. Here a view from one of our city streamers. 




29 Temmuz 2017 Cumartesi

Altın Elbiseli Adam'a Elveda (Goodbye To Man In Golden Suit)


Bu yazıyı defalarca yazdım, sildim. Söylemek istediklerimi bir türlü toparlayamadım, zaten toparlanacak gibi de değildiler. Daha önce de bahsettim, bu hafta Barkın Abi'yi kaybettik. Cenaze Allah'tan arazide olmadığım bir güne denk geldi ve izin alıp koşturdum Çengelköy mezarlığına. Bir zamanlar kanlı canlı savaşırken gördüğüm insanları dar, tahta bir tabut içerisinde görünce inanasım gelmiyor. Barkın Abi'de de öyle oldu. Hiç yüzyüze tanışıp, sohbet etmediği bir insanın ölümünün beni bu kadar huzursuz edebileceği ihtimalini hesaba katmamışım meğersem. Her gün bir olay bize bu ülkede o gün hayatta kalmamızın tamamen bir tesadüf olduğunu hatırlatıp duruyor. Sessiz sakin bir parkta müzik dinleyerek gezerken hafriyat kamyonunun altında kalıp ölebilirsiniz, patlayan bombalardan birinin hedefinde olabilirsiniz, kartopu oynarken bıçaklanabilirsiniz, yahut da gecenin köründe biri yolunuza atlayabilir ve ölebilirsiniz. O anda çizim yapmam pek mümkün değildi, akan bir kalabalık vardı ve henüz böyle bir sahneyi yerinde çizebilecek kadar usta değilim. Bu sebepten bu sahnenin yerinde çizilmediğini belirtmemde yarar var. Resmi merhumun naaşı defnedileceği mezara doğru taşınırken çektiğim bir fotoğrafı referans alarak yaptım. Böyle durumlarda söylenebilecek birşey de bulamıyorum, bu sebepten bu yazıyı kısa kesiyorum.