Dün David Roberts'ın resimlerini paylaşırken aklıma bir fikir geldi. Yeni şeyler öğrenmek için ustaların resimlerini taklit etmek iyidir derler, o yüzden ben de yeni defterime bir David Roberts resmini taklit ederek başlayayım dedim. Yeni defterim konusunda ilerleyen günlerde bir yazı yazmayı planlıyorum. Benim için ilginç bir deneyim oldu. Bu defteri tamamen Eski Mısır resimleri ile mi doldursam diye düşünüyorum. Her neyse seçmiş olduğum resim aslında taş baskı bir resimdi, bu sebepten aslında hangi teknikle nasıl boyamış görmek benim gibiler için çok da kolay değil. Elden geldiğince benzetmeye çalışarak ve bir miktar da resmin orjinalini sadeleştirerek yukarıdaki resmi yapmış oldum. Bu tür çalışmaların bir sürü yararı oluyor, öncelikle insan kompozisyon oluşturmayı ve hangi unsurları nasıl ele almak gerektiğini öğreniyor. Aslında herkesin düşündüğünün aksine en güzel resimler en güzel sahnelerden çıkmıyor. En güzel sahne diye nitelendirdiğimiz şeylerin resimleri genelde birbirinin kopyası ve hiçbir çekiciliği olmayan karelere dönüşüyor. O yüzden bakmayı ve kağıda uygun sahneyi bulmak çok önemli.
18 Nisan 2020 Cumartesi
17 Nisan 2020 Cuma
David Roberts Üzerine
Bugünlerde sürekli eskiden bakmaktan zevk aldığım ve tekrardan bakmak istediğim tabloları, resimleri arayıp bulamamaktan yana problem yaşıyorum. Fark ettiğiniz üzere blogu kişisel not defterim gibi kullandığım için bu bahsettiğim resimleri ve ressamlarını da buraya kaydetsem mi diye düşünüyordum ne zamandır. Zaten duvarlar arasına kısılı kaldığımız bu günlerde kendi çizimlerimi ne yazık ki paylaşamıyorum malum sebeplerden. Evde çizim yapmak dışarıda çizim yapmak kadar zevkli değil ne yazık ki. Blogun bugünkü konuğu David Roberts. Eski Mısır sevdalısı her bireyin gözü mutlaka Roberts'ın litografik baskıyla üretilmiş gravürlerine aşinadır. Şimdi biraz David Roberts'tan bahsedip sizi benim çok sevdiğim birkaç eseri ile başbaşa bırakacağım.
11 Nisan 2020 Cumartesi
Her Zaman Dağınık...
Hayatının büyük bir çoğunluğunu masada geçiren benim gibi birinin şu anda kullandığı masayı görüyorsunuz. Uzun bir zamandır bu masayı kullanıyorum. Masanın alanı ne kadar büyürse büyüsün değişmeyen tek bir bir durum var, o da yer yetmezliği. Ne kadar geniş masam olursa o kadar az yerim kalıyor. Bu masanın da normalde yerleşim düzeni bu şekilde değildi. Yazıcı yukarıda ve alt tarafı da boştu. Sonradan maket ölçekleri değişince kutular daha fazla yer kaplamaya başladı ve gördüğünüz gibi alt taraflar da doldu. Şu anda bilgisayarın önünde 40 cm'lik bir çalışma alanım var, bu kısmı olabildiğince boş tutmaya çalışsam da çoğu zaman başaramıyorum. Ne yazık ki bu resmi boynum tamamen tutulmuş vaziyette çizdim, maketten yahut bilgisayardan uzak kalabilmemin tek yolu buydu. Ancak baş ne eğik vaziyette uzun süre durmak da hiç iyi gelmedi, acılar içerisinde tamamlanmış bir resim var karşınızda.
Konu dışı ancak kaşla göz arası bloggler'a yine güncelleme gelmiş, saçma sapan bir hal almış. Yazmayalım diye mi yapıyorlar bunu anlamıyorum. Bir şeyi günden güne nasıl daha kullanışsız ve yavaş hale getiririz öğrenmek istiyorsanız rehberiniz Blogger olmalı.
14 Mart 2020 Cumartesi
COVID-19 ve Urban Sketching
Virüs korkusunun tüm tüm dünyayı sardığı şu günlerde yerel USk grupları da buluşmalarını iptal etmiş durumda. Biz de USk İstanbul olarak garip bir buluşma yöntemi denedik. Buluşmamızı sanal olarak gerçekleştirdik. Her çizer evinde yahut oturduğu yerde aynı zaman zarfında çizimini yaparak bunları paylaştı. Yukarıda gördüğünüz çizim de bendenizin çizimidir. Hazır öğrenciler yokken soluğu yine Santral İstanbul'da aldım.
Kötü Kağıt Pişmanlıktır!
Başlıktaki kötü kağıt meselesi aslında kalitesizlikten ziyade amaca yönelik olmayan manasında kullanılmıştır. Geçtiğimiz gün eşimi beklerken vakti değerlendirmek adına çizecek bir şeyler arayışına girdim. Mevsimsel alerji ile birlikte kontur yetersizliği de baş gösterdiği için uygun sahne bulmak kolay olmadı. Çizim sonrası çizgisiz teknikte biraz daha fazla katmanla çalışmak gerektiği için kağıdı fazlaca yordum zannediyorum. Sahne güzel olsa da renkler iyice kaydı. Kağıdın buruşukluğuna bir de renklerin homojen biçimde dağılmaması eklenince resim kafamda kurduğumdan çok daha uzaklara koşar adımlarla gitti. Bu da bana üç milyon beşyüz elli bin üçyüzotuzuncu ders olsun.
12 Mart 2020 Perşembe
Baharla Gelen Garip Hisler
Yine bir bahar ayı ve yine ben çizgisiz resim çalışmalarına başlamış durumdayım. Yılın bu bölümü beni hep aynı istek yakıp kavuruyor. Bu tarz çalışmalara bakıp bakıp kuduruyorum. Bu aralar içimde apayrı bir resim yapma isteği var, sanırım yeterince çizim yapamamaktan kaynaklanıyor bu durum. Biraz para kazandırdığı için maketlere tüm zamanımı ayırmak durumunda kalmamdan ötürü gönlümce çizemiyorum, oysa uzun zamandır aradığım ideal defteri bulmuş gibiyim. Tez zamanda eski günlere dönebilmeyi isterdim. Bazı şeylere farkında olmadan o kadar bağlanmışım ki. Henüz güneşin ışıklarının ulaşmadığı bir benzin istasyonunda arabadan inince insanın nefesini kesen soğuğu çok özledim. Bitkiler ortalıkta yokken kilometrelerce alanda çırılçıplak uzanan topografyayı izlemeyi özledim. Şimdi beynimde sürekli birbirinden bağımsız, bölük pörçük anılar dolanıyor. Adını hatırlamadığım bir yerde ve zamanda geçen şeyler. Dişimi fırçalarken, not alırken, ayakkabımı çıkarırken hep aklıma geliyorlar. Sanırım kapalı alan bana yaramıyor. En çok hasta olduğum senem bu seneydi, ne iyileşebildim ne de düzgün hasta olabildim. Hep her şey arafta.
9 Mart 2020 Pazartesi
Usk Istanbul Santral İstanbul Buluşması
Uzun zamandan sonra İstanbul'da ilk defa bir banka yahut masaya oturup resim yapabildim. Bu hissi yıllardır yaşamamıştım. Sebebi de belediyenin üç kuruş getirme ihtimali olan her yeri birilerine kiralaması. Ne yazık ki bu durumun siyasi partilerle de çok alakası olmadığını gördük. Kim gelirse gelsin düşünce aynı. Ülkenin büyük çoğunluğu asgari ücretlere çalışırken belediyenin bu bakış açısı sinir bozucu. İnsanlar da bu duruma nedense çok alışkın, kimse de garipsemiyor. Hadi diyelim berbat bir kahveye yirmi lira vermeye de razısınız, yine yeterli değil. Mekan işletmecilerinin derdi yüksek devinim, yani sizin bir masaya oturup çizim yapmanız demek adamın müşteri kaybetmesi demek. Bu yüzden özellikle haftasonu manzaralı bir yerde oturup çizim yapmaya kalkışırsanız başınıza geleceklere hazır olmanız gerekiyor. Bu sebeplerden ötürü bu şehirde hala böyle yerlerin bulunabiliyor olması bir mucize oldu bizim için.
16 Şubat 2020 Pazar
Kısmet'le Bir Gün
Bazen birkaç cümle beni gerçeklikten koparmaya yetebiliyor, bu sistem nasıl işliyor bilmiyorum. Saniyeler içerisinde bulunduğum duruma tamamen yabancılaşabiliyorum. Yorumlama kabiliyetim sönümleniyor, bunda biraz panik atak bir bünyeye sahip olmamın da katkısı büyük. İnsanın aklına sahip olabilmesi büyük meziyet, delirmemek imkan sınırlarının çok dışarısında. Yine o berbat heyecan sarıyor, nabzım sapıtmış halde ne olduğunu anlamaya çabalıyorum. Bu durumda ne yapmam gerektiğini hala öğrenebilmiş değilim, çabalıyorum bunun için. Geçtiğimiz günlerde sürekli artan dozda deniz içeren filmler izledim, oyun oynadım, bir şeyler okudum. Bir de bugün Rahmi Koç Müzesi'nde gemileri görünce aklım hepten gitti.
8 Şubat 2020 Cumartesi
Haliç Sahili, Makbul İbrahim Paşa Camii Yan Sokağı Çizim Çalışması
Gördüğünüz üzere çizeriniz dur durak bilmeden çiziyor bu sene, ancak yapmaması gereken hataları da yapmaya devam etmiyor değil. Bu resimde aslında çok güzel bir resim olması gerekirken plansızlık ve öngörüsüzlük sebebiyle bir türlü bitmeyen ve sonrasında çileye dönüşen resimler arasına ilk sıralardan giriş yaptı. Sebebi şu, resmi çizerken bir şekilde kontursuz devam edeceğimi düşünerek detaylara dikkat etmedim ve sonrasında ise bunu unutup mürekkeplemeye başladım. Resim büyük olunca detaylara da sonradan girmeye üşendim ve aslında çok güzel doku örneklerini yansıtamadım, neticede ortaya -en azından bir kısmı için- detaysız böyle bir şey çıktı. Ben kompozisyonu beğensem de işleme tarzımı beğenmedim, bakalım sizler ne düşüneceksiniz.
7 Şubat 2020 Cuma
Yeni Defterim ve İlginç Boyama Denemeleri
Hiç bilinçsizce çok güzel yaptığınız şeyler oluyor mu? Ben bu haftasonu hiç farkında olmadan garip bir çalışmaya imza attım. Süreç şöyle başladı, buluşa yerimiz Perşembe Pazarı idi ve haftasonu hava gayet iyi görünüyordu. Havanın güneşli olacağını öğrenince daha çok gölgelere odaklanacağım az renk kullanarak oluşturacağım bir resme odaklanmak istedim. Bu yüzden buluşma öncesinde gece defterimin bir sayfasını belirlediğim bir renge tamamen boyadım ve altlık olarak bu rengi kullanmaya karar verdim. Arazide çizimleri yapıp boyadım ve sonrasında eve döndüğümde resmi taradım. Resmin bu hali gayet hoşuma gitse de resim üzerinde oynamaya devam ettim ve çok ilginç bir şey oldu, resim değerleriyle oynarken aslında çizmek istediğim resim ortaya çıktı ve bu resmi de tekrardan aşağıda sizlerle paylaştım. Yeni defterimle çok ilginç şeyler yapabiliyor olmak beni bayağı mutlu etti. Yakın zamanda sanırım bu defter için bir inceleme gelecek gibi duruyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











